Yaz aylarının sonuna doğru geliyoruz. Astrolojik olarak sonbahara girişimiz 23 Eylül’de Güneş’in Terazi burcuna geçişiyle olacak. Yaz ayları sıcak geçti, ama sonbahar daha da sıcak geçeceğe benzer. 12 Ağustos tarihindeki tam güneş tutulmasının ve 28 Ağustos tarihindeki parçalı Ay tutulmasının etkileri Eylül ayında da devam edecek. Ama 28 Eylül’de başlayacak Mars’ın Aslan burcundan geçişi, sonbahar aylarının hayli sıcak geçeceğinin astrolojik göstergesi. Hava sıcaklığından ziyade gündemin sıcaklığından bahsediyorum. NEDEN ÖNEMLİ? Mars’ın Aslan burcundan geçişi uzun sürecek, çünkü Başak burcuna geçtikten sonra gerilemeye başlayacak ve Aslan burcuna geri dönecek. Mars’ın Aslan burcundan geçiş yapacağı bu uzun süreçte uluslararası ilişkilerde güç savaşları daha da kızışmaya başlayacaktır muhtemelen. Donald Trump, Binyamin Netanyahu, Vladimir Zelinsky, Emmanuel Macrone, Victor Urban bunlardan sadece birkaç tanesi. Ayrıca Çin, Tayvan, İsrail, Sırbistan, Yunanistan, Ürdün gibi bazı ülkelerin de haritalarında Mars Aslan burcunda. Bu liderler ve ülkeler için çok daha aktif, mücadeleli ve agresif bir süreç başlayacak. TUTULMA DERECELERİNİ TETİKLEYECEK Mars Aslan burcunda ilerlerken, 2026 yılında Kova ve Aslan burcunda gerçekleşen tutulma derecesini de tetikleyecek. Ayrıca, İsrail-ABD-İran savaşının başlangıç anındaki pozisyonunu da tetikleyecek. Dolayısıyla, önümüzdeki aylar toplumlarında liderlik pozisyonu üstlenmiş kişilerin daha baskın ve atak bir profil çizeceği, risk alacağı, cesaretli girişimlere imza atacağı, kendi gücünü göstermek isteyeceği, irade ortaya koyma arzularının tetikleneceği bir dönem olmaya aday gözüküyor. ÇİN-TAYVAN Mevsim giriş haritasının gezegen hatlarına baktığımızda, Mars’ın tepe noktasına iz düştüğü yerler arasında özellikle Çin dikkat çekiyor. Çin’in astroloji haritasında Mars Aslan burcunda ve sonbaharda Mars Aslan burcuna geçince, Çin’in, özellikle Tayvan üzerindeki agresif etkisi artabilir. Mars’ın tepe noktasından geçtiği, dolayısıyla hükümetlerin sert kararlar alacağı bölgenin başında Çin olmakla birlikte, Japonya’nın da kendini daha güçlü ifade etme eğiliminin artacağını görüyoruz.