‘İNSANLAR KİMSENİN GÖRMEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR’Hukuk uzmanlarına göre chatbot konuşmalarını geleneksel dijital kayıtlardan ayıran en önemli özellik, kullanıcıların yapay zekaya karşı çok daha açık ve samimi davranabilmesi.
ABD Ulusal Ceza Savunma Avukatları Birliği bünyesindeki Dördüncü Değişiklik Merkezi’nin dava direktörü Michael Price, chatbot konuşmalarının yalnızca sorulan sorudan ibaret olmadığını belirtiyor. Kullanıcının verdiği arka plan bilgileri, yönlendirmeleri ve sohbet boyunca kurduğu iletişimin, kişinin düşünce sürecini ve niyetini ortaya koyabileceğini ifade ediyor. Price’a göre bu durum, chatbot kayıtlarını kişinin özel hayatına açılan son derece kapsamlı bir pencereye dönüştürüyor.
PEKİ, BU KONUŞMALAR TEKNİK OLARAK GÜVENİLİR BİR DELİL Mİ?
Bir chatbot konuşmasının mahkemeye sunulması, beraberinde başka bir soruyu da gündeme getiriyor: Ekran görüntüsü veya sohbet kaydı gerçekten o kişi tarafından mı oluşturuldu? Konuşmanın bir bölümü değiştirilmiş, silinmiş ya da bağlamından koparılmış olabilir mi?
Osman Demircan’a göre yapay zeka sohbetlerinin hukuki bir delil olarak değerlendirilmesinde ilk ve en önemli soru, konuşmayı gerçekten kimin yaptığı. Bir hesabın belirli bir kişiye ait olması, o hesaptaki her mesajın da aynı kişi tarafından yazıldığı anlamına gelmiyor. Bilgisayarın açık bırakılması, telefonun başka birinin eline geçmesi, hesabın paylaşılması ya da üçüncü bir kişi tarafından ele geçirilmesi gibi ihtimallerin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Demircan, bu nedenle yalnızca hesap sahibine bakılarak bir sonuca varılamayacağını belirterek şöyle konuştu:
Bir yapay zeka uygulaması hesabının belirli bir kişiye ait olması, o konuşmayı mutlaka o kişinin yazdığı anlamına gelmez. Hesabın ele geçirilmiş olması, bilgisayarın açık bırakılması, telefonun başka birinin eline geçmesi veya hesabın paylaşılması gibi ihtimaller söz konusu olabilir. Bu nedenle hesap bilgileri, oturum kayıtları, cihaz bilgileri, zaman damgaları ve varsa IP ile oturum verileri, cihazın adli bilişim incelemesiyle birlikte değerlendirilmeli. Ancak bu verilerin hangilerine erişilebileceği ve bunların hukuken nasıl elde edilebileceği, kullanılan hizmete, davanın niteliğine ve ülkelerin yerel kanunlarına göre değişebilir.”Bir diğer kritik nokta ise eldeki konuşmanın sonradan değiştirilip değiştirilmediği. Demircan’a göre tek başına bir ekran görüntüsü, konuşmanın gerçekten o şekilde gerçekleştiğini kanıtlamak açısından güçlü bir delil sayılmayabilir. Çünkü görüntüler çeşitli yazılımlarla düzenlenebilir, tarayıcı üzerinde metinler değiştirilebilir veya yapay zeka kullanılarak gerçeğinden ayırt edilmesi zor sahte ekranlar oluşturulabilir.
“Bu noktada adli bilişim açısından hash değerleri (dijital verinin bütünlüğünü doğrulamak için oluşturulan benzersiz sayısal özetler) önem kazanıyor” diyen Demircan, “Kriptografik hash, dijital bir verinin bütünlüğünü kontrol etmek için kullanılan teknik yöntemlerden biri. NIST’in (National Institute of Standards and Technology / Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü) adli bilişim ve dijital delillere ilişkin rehberlerinde de delilin elde edilmesi sonrasında bütünlüğünün doğrulanması ve kimlerin elinden geçtiğinin kayıt altına alınması, yani bir delil muhafaza zincirinin oluşturulması önemli uygulamalar arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.
Ayrıca uzman isim, hash değerinin de çoğu zaman yanlış anlaşıldığına da dikkat çekti:“Hash, bu konuşmayı belirli bir kişinin yazdığını kanıtlayan bir yöntem değildir. Hash'in gösterdiği şey, elimizdeki dijital verinin alındığı andan itibaren değiştirilip değiştirilmediğidir. Dosyada tek bir bit bile değişirse, güçlü bir hash algoritmasının ürettiği değer değişir. Dolayısıyla hash bize verinin bütünlüğü hakkında bilgi verir; ancak o veriyi kimin oluşturduğunu veya hesabı o anda kimin kullandığını söylemez. Kullanıcı kimliğini ortaya koyabilmek için hesap, cihaz, oturum ve gerektiğinde diğer dijital delillerin birlikte incelenmesi gerekir.”
BİR BAŞKA DAVADA CHATGPT MESAJLARI MALA ZARAR VERME SORUŞTURMASINA GİRDİ
Missouri'nin Springfield kentinde yaşanan başka bir olay da chatbot konuşmalarının nasıl delile dönüşebileceğini gösterdi. Tutuklama emri ve polis raporuna göre öğrenci Ryan Schaefer, 2025 yılının ağustos ayında kampüs otoparkında 17 araca zarar vermekle suçlandı. Polis eylül ayında Schaefer'ı uyandırarak soruşturma kapsamında telefonuna erişim sağladı.
Polis kayıtlarına göre Schaefer, olay gecesi saat 03.47 civarında ChatGPT'ye durumunun ne kadar kötü olduğunu sordu ve araçlara zarar verdiğinden bahsetti. Ardından polisin kendisini nasıl tespit edebileceğini sorguladı. Bu konuşmaların ortaya çıkmasının ardından Schaefer birkaç gün içinde tutuklandı. Daha sonra mala zarar verme suçunu kabul etti ve temmuz ayında beş yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı. 🤨