Evliliğinizde çocuğunuz sevgiyi mi öğreniyor sevgisizliğe alışmayı mı
Çocuk yalnızca anne ve babasının medeni durumunu yaşamaz evin duygusal iklimini de yaşar. Boşanmanın nasıl göründüğünü bildiğimizi düşünüyoruz.
Büyük kavgalar, kapı çarpmalar, avukatlar, mahkemeler, taşınan evler, ikiye bölünen hayatlar... Oysa son dönemde Amerika’da ilişki uzmanlarının ve medyanın üzerinde sıkça durduğu başka bir kavram var: “Silent Divorce.” Yani sessiz boşanma. Ben buna Türkçe’de biraz daha çarpıcı bir ifadeyle “evlilik içinde boşanmak” demeyi tercih ediyorum. Çünkü ortada boşanma davası yok. Eşler aynı evde yaşamaya, aynı faturaları ödemeye, çocuklarını birlikte okula götürmeye, hatta dışarıdan bakıldığında aile olmaya devam ediyorlar. Ama karı-koca ilişkisi çoktan bitmiş.
Oprah Daily, Temmuz 2026’da bu konuyu “Neden bu kadar çok çift sessiz boşanmayı tercih ediyor?” başlığıyla ele aldı. Tanımı oldukça basit: Çift artık duygusal veya fiziksel olarak birlikte değil ama hukuken evli kalmaya devam ediyor. Bunun nedenleri arasında ekonomik şartlar ve özellikle çocukların yaşları da bulunuyor. Vice’ın yine geçtiğimiz ay yayımladığı yazıda New York’lu çift terapisti Lisa Lavelle’nin dikkat çektiği ilk işaret ise çok tanıdık: Eşlerin kendilerini sevgiliden çok ev arkadaşı gibi hissetmeye başlamaları. Aslında düşününce çevremizde böyle kaç evlilik vardır? Konuşmalar artık “Nasılsın?” ile değil, “Çocuğu sen mi alacaksın?” ile başlıyor. Akşam yemeği yeniyor ama sohbet edilmiyor. Aynı koltukta oturuluyor; biri telefonuna, diğeri televizyona bakıyor. Tatil yapılıyor ama yakınlık yok. Kavga bile edilmiyor. Ve belki de en düşündürücü nokta tam burada. İlişki uzmanlarının son dönemde üzerinde durduğu işaretlerden biri, kavganın bitmesi. Çünkü her kavga kötü bir evliliğin göstergesi olmayabilir. Bazen tartışmak, hâlâ karşınızdaki insandan bir beklentiniz olduğunu gösterir. Asıl kopuş, artık anlatmaya, değiştirmeye, hatta tartışmaya bile değmeyeceğini düşündüğünüz noktada başlayabilir.
Mayıs ayında yayımlanan bir söyleşide aile hukuku uzmanı Gabriella Pomare da “Quiet Quitting” ve “Silent Divorce” kavramlarını tam olarak bu duygusal kopuş üzerinden anlatıyordu. “Çocuklar için ayrılmıyoruz...” İşte meselenin benim en fazla ilgimi çeken kısmı burası. Çünkü birçok anne-baba böyle bir evliliği sürdürmesinin gerekçesini tek bir cümleyle açıklıyor: “Çocuklar için.” Peki çocuklar için aynı evde kalmak gerçekten çocuklar için midir? Burada çok dikkatli olmak gerekiyor. Araştırmalar bize basitçe “boşanmak iyidir” veya “evli kalmak iyidir” demiyor. Hatta 2026’da ABD Census Bureau tarafından yayımlanan kapsamlı çalışma, ebeveyn boşanmasının çocukların yaşamında ciddi bir kırılma yaratabildiğini ve bazı olumsuz etkilerin yetişkinliğe kadar uzanabildiğini gösteriyor. Dolayısıyla boşanmayı romantikleştirmek de doğru değil. Ama aynı şekilde “aynı çatı altında kalmak = çocuğu korumak” denklemi de her zaman doğru olmayabilir. Çünkü çocuk yalnızca anne ve babasının medeni durumunu yaşamıyor. Evin duygusal iklimini yaşıyor. Anne babanın birbirine nasıl baktığını görüyor. Birbirlerine dokunup dokunmadıklarını... Birbirlerini dinleyip dinlemediklerini... Bir sorun olduğunda konuşup konuşmadıklarını... Birbirlerine saygı gösterip göstermediklerini... Ve bütün bunlardan farkında olmadan şu sorunun cevabını öğreniyor: “Bir ilişki nasıl bir şeydir?”🙄