Bence sessiz boşanmanın çocuk açısından en düşündürücü tarafı tam da bu. Çocuk kavga görmüyor olabilir ama ilişki de görmüyor olabilir. Sevginin yalnızca aynı evde yaşamak olduğunu; evliliğin faturaları paylaşmak, çocukları okula bırakmak ve akşam aynı sofraya oturmaktan ibaret olduğunu öğrenebilir. Daha sonra kendi yetişkin ilişkilerinde de duygusal uzaklığı “normal” kabul etme ihtimali ortaya çıkabilir. Bunun her çocukta mutlaka olacağını söylemek bilimsel olmaz; çocukların mizacı, ebeveynlerin davranışı, çatışmanın düzeyi ve ailedeki destek sistemi sonuçları ciddi biçimde değiştirir. Nitekim çocukların ayrılık ve boşanmaya tepkilerinin gelişim dönemine göre farklılaştığını gösteren güncel akademik çalışmalar da var. Çocuklar sessizliği de duyar. Biz yetişkinlerin yaptığı büyük hatalardan biri çocukların yalnızca söylediklerimizi duyduğunu düşünmek. Oysa çocuklar söylenmeyeni de okuyor. Mutfaktaki sessizliği... Anneyle babanın birbirine bakmamasını... Birinin eve geldiğinde diğerinin yüzünün değişmesini... Aynı evin içinde iki ayrı hayat yaşanmasını... Ve bazen anne-babasının mutsuzluğundan kendisini sorumlu bile tutabiliyor. Bu nedenle mesele bana göre “Boşanalım mı, çocuklar için evli mi kalalım?” kadar basit değil.
Asıl soru şu olmalı: Çocuğumuza nasıl bir ilişki modeli gösteriyoruz? Eğer bir evlilikte sevgi azalmışsa bu mutlaka son anlamına gelmez. İlişkiler yorulur. İnsanlar birbirinden uzaklaşabilir. Küçük çocuklarla geçen yıllar, ekonomik sorunlar, kariyer baskısı, hastalıklar ve hayatın yükü iki insanı bir dönem yalnızca “aileyi yöneten ortaklara” dönüştürebilir. Bu noktada açık iletişim ve çift terapisi ilişkiyi yeniden kurmak için gerçek bir seçenek olabilir. Uzmanların sessiz boşanma tartışmalarında vurguladıkları noktalardan biri de sorunların konuşulmadığında kendiliğinden çözülmediği. Ama yalnızca “çocuklar anlamıyor” diyerek yıllarca duygusal olarak bitmiş bir evliliği sahnelemeyi de yeniden düşünmek gerekiyor. Çünkü çocukların ihtiyacı yalnızca aynı evde yaşayan bir anne ve baba olmayabilir. Çocukların ihtiyacı; birbirine saygı duyan, konuşabilen, gerektiğinde yardım isteyen ve birlikte ya da ayrı, sağlıklı yetişkin olmayı başarabilen ebeveynlerdir. Belki de bu yüzden “Çocuklar için boşanmadık” cümlesini kurmadan önce kendimize başka bir soru sormalıyız: Çocuklarımız bizim evliliğimize baktığında sevgiyi mi öğreniyor, yoksa sevgisizliğe alışmayı mı?🤨