BULURSANIZ SAKIN DOKUNMAYIN
Diyelim bulunduğumuz alanda gizli kamera ya da şüpheli bir kayıt cihazı bulduk. Ya sonra?
Sansar’ın uyarısı çok net: “Sakın dokunmayın.”
Hatta ilk refleks olarak işletme sahibi ya da çalışanlara haber vermek de doğru değil:
“Çünkü olayın kim tarafından gerçekleştirildiğini bilmiyorsunuz; işletme sahibi ya da çalışanlardan biri de şüpheliler arasında olabilir. Bu nedenle 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı. Olay yeri inceleme ekiplerinin gelmesi beklenmeli. Cihaza ve çevresindeki eşyalara dokunulmamalı; parmak izi ve diğer delillerin bütünlüğü korunmalı.”
ORTAK WI-FI DA RİSKLİ
Sansar’a göre mahremiyet tehdidini yalnızca gizli kameralarla sınırlamak da büyük hata. Günlük hayatta kullandığımız teknoloji kişisel veriler açısından başka riskler de taşıyor:
“Halka açık Wi-Fi ağlarına bağlanmak, kafe, restoran, havaalanı gibi yerlerde bulunan ve kaynağını bilmediğimiz USB şarj noktalarını kullanmak... Bunlara karşı da dikkatli olunmalı. Çünkü mesele artık sadece görüntünüz ya da sesinizin kaydedilmesi değil. Kişisel verilerinizin ele geçirilmesi riski de var. Türkiye teknoloji kullanımına çok hevesli. Ancak teknolojiyi kullanma hızımızla güvenlik farkındalığımız aynı seviyede değil.”
SATIŞTA KAYIT ŞARTI OLMALI
Türkiye’de bir kişinin mahremiyetini gizli kamerayla ihlal etmek suç. Türk Ceza Kanunu’na göre özel hayatın gizliliğini görüntü veya ses kaydı alarak ihlal etmenin ya da bu görüntülerin hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesinin cezası, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis.
Ancak mevcut düzenlemeler içinde küçük ve kolay gizlenebilen kameraların satışını genel olarak yasaklayan ya da satın alan kişinin cihazın seri numarasıyla merkezi bir sisteme kaydedilmesini zorunlu kılan özel bir düzenleme yok.
Özellikle internetten 2-10 bin lira bandında istediğiniz kamera sistemini alabiliyorsunuz.
Bu nedenle de uzmanlar uzun süredir “satın alan kişinin belli olması” esasına dayanan bir denetim sisteminin olması gerektiğini tartışıyor.
“Amaç kamerayı yasaklamak değil; kim tarafından nerede ve ne amaçla kullanılacağının da izini sürebilmek. Çünkü bu cihazlar yaş sınırı olmaksızın da satın alınabiliyor” diyen Sansar, özellikle 15-18 yaş çocuklarda bu durumun siber zorbalığa kadar varabildiğine de dikkat çekiyor.