AYNI PARÇA BAŞKA BİR HİKÂYE
Bir trend yıllar sonra geri geldiğinde aslında hiçbir zaman aynı yere dönmüyor. 90’larda giydiğimiz slip elbiseyi düşünün. O zaman başka bir kadını, başka bir geceyi, başka bir stil anlayışını temsil ediyordu. Bugün aynı elbisenin üzerine büyük bir blazer giyiyoruz. Ayağımıza ince topuklu yerine loafer geçiriyoruz. Danteli deriyle, feminen bir eteği sweatshirt ile klasik bir ceketi spor parçalarla birleştiriyoruz. Parça aynı olabilir. Ama onu taşıyan tavır değişti. Bence modadaki dönüşümü anlamanın en güzel yolu da burada. Bir kıyafeti modern yapan her zaman tasarımı değildir. Bazen onu nasıl giydiğimizdir. Bugün kıyafetlerden yalnızca güzel görünmelerini değil, hayatımıza uyum sağlamalarını da bekliyoruz. Sabah işe giderken giydiğimiz bir ceketin akşam yemeğinde de üzerimizde kalabilmesini istiyoruz. Şıklık ile rahatlık arasındaki sınır giderek inceliyor. Geçmişten gelen bir parçayı bugün yeniden seviyorsak, belki de onu yalnızca nostalji için değil, kendi hayatımıza yeniden uyarlayabildiğimiz için seviyoruz.
HER ŞEYİN BİRBİRİYLE UYMASI GEREKMİYOR
Son birkaç yıldır sosyal medya bize oldukça belirgin bir stil dili sundu. Aynı tonlar. Aynı çantalar. Aynı ceketler. Birbirine çok benzeyen, son derece düzgün kombinler. Her şey doğruydu. Ama belki biraz fazla doğruydu. Şimdi ise moda yeniden biraz daha özgür davranmamıza izin veriyor gibi. Birbiriyle tam olarak eşleşmeyen parçalar... Vintage bir ceketin altında yeni sezon bir etek... Feminen bir elbisenin altında kaba bir ayakkabı... Büyükannenizin dolabından çıkmış gibi görünen bir broşun son derece modern bir ceketin yakasına takılması... Belki de beni modada hâlâ en çok heyecanlandıran şey bu; beklemediğim iki parçanın yan yana geldiğinde birbirini değiştirmesi. Çünkü stil biraz da kişisel hafızadır. Dolabımızdaki her parçanın aynı hikâyeden gelmesi gerekmiyor. Hatta bazen en iyi kombinler, birbirine ait olmadığı düşünülen parçaların bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor.
ESKİ OLAN NEDEN ŞİMDİ DAHA DEĞERLİ
Bence burada yalnızca estetik bir değişimden söz etmiyoruz. Tüketim alışkanlıklarımız da değişiyor. Her sezon baştan aşağı yeni bir gardırop oluşturmak yerine elimizdeki parçaları başka şekillerde kullanmayı konuşuyoruz. Belki yıllardır dolabın arkasında duran süet ceketi yeniden çıkarıyoruz. Annemizin eski çantasına başka gözle bakıyoruz. On yıl önce aldığımız iyi bir blazerın aslında hiç eskimediğini fark ediyoruz. Ben yıllardır kumaşa, kalıba ve işçiliğe bu yüzden önem veriyorum. Bir kıyafeti tasarlarken onun yalnızca bugün nasıl görüneceğini değil, birkaç yıl sonra hâlâ giyilmek istenip istenmeyeceğini de düşünmek gerektiğine inanıyorum. Çünkü iyi tasarımın ömrü bir sezon değildir. Bir parçanın yıllar sonra yeniden dolaptan çıkarılması, tasarım için de güzel bir sınavdır. Hâlâ giyiliyorsa, hâlâ bir karşılığı varsa, demek ki yalnızca bir dönemin modasına ait değildir. Gerçek kalite biraz da zamana dayanabilmektir.
YENİ OLAN GERÇEKTEN YENİ Mİ
Moda tarihinde tamamen yeni bir şey bulmak giderek zorlaşıyor. Ama belki buna ihtiyacımızda yok. Çünkü yaratıcılık her zaman daha önce hiç görülmemiş bir şey üretmek anlamına gelmiyor. Bazen bildiğimiz bir şeyi hiç düşünmediğimiz şekilde yan yana getirmek de yaratıcılıktır. Bir loafer yeniden moda olabilir. Bir dantel elbise tekrar karşımıza çıkabilir. Süet yeniden gardırobumuzun merkezine yerleşebilir. Asıl mesele onları dünün kopyası olarak giymemek. Geçmişten bir parçayı alıp bugünün hayatına, kendi karakterimize ve kendi stilimize göre yeniden yorumlamak. Belki de moda tam olarak burada yeniden heyecan verici hale geliyor.
CEREN CAN’ IN SEZON NOTU
BU sezon yeni bir şey almak için önce gardırobunuza bakın. Belki aradığınız trend zaten yıllardır dolabınızda duruyor. Eski bir deri ceket. İyi kesilmiş bir blazer. Süet bir çanta. Loafer. Dantel bir bluz. Yıllardır sakladığınız bir kemer. Onları geçmişte nasıl giydiğinizi unutun. Bugünkü halinizle yeniden deneyin. Çünkü bazen stil için ihtiyacımız olan şey yeni bir kıyafet değil, eski bir kıyafete yeni bir gözle bakmaktır.
Moda sürekli değişiyor. Bazen ileri gidiyor, bazen geriye bakıyor. Ama biz aynı yerde durmuyoruz. Belki de bu yüzden yıllar önce sevdiğimiz bir parçayı bugün yeniden giydiğimizde bambaşka hissediyoruz. Çünkü değişen yalnızca moda değil. Biz de değişiyoruz. Trendler geri geliyor olabilir. Ama onları giyen kadın artık aynı kadın değil. 🤨