“OKUL ÖNLÜĞÜMLE DÜKKÂNA KOŞARDIM”
O anlattıkça görüyorum ki;
Aslında bir mucizeyi dinliyoruz.
Mesela diyor ki;“Hayal meyal hatırlıyorum. 6 yaşında da işyerinde çalışmaya başladığımı biliyorum. O zamanlar sabahçı isem eğer önlüğümle hemen dükkâna babamın yardımına gider ve hesabını kitabını deftere not alırdım. Öğlenciysem de sabahtan öğlene kadar yine iş yerine giderdim.”
-Ya kardeşleriniz?
-Evet 3 erkek kardeş ve bir baba 20 sene, 9 metrekare dükkânda çalıştık, imalat yaptık. Ve hâlâ çalışıyoruz.
BÖYLE DEMİR ÇELİK TESİSİ OLUR MU
Küllerinden yeniden doğan Hatay’ı gezdikten sonra İskenderun’daki Tosyalı demir çelik kompleksine gidiyoruz. Doğrusu demir çelik tesisi denilince banim aklıma demir, yağ, kir, pas gibi görüntüler geliyordu. Ama o da ne? Tesisten içeri giriyoruz. Merkez binaya bakıyorum. Sanki Fransa ya da İtalya’da bir modern müzeye gelmişiz. Muhteşem bir iç mimari. Gökyüzüne doğru açılan oval bir iç mekân. Çalışan katları daireler halinde açılıyor ve pastel mobilyalarla bezenmiş. Tertemiz bir boşluk. Sadeliği estetik tamamlıyor. Girişte bir resim sergisi de var. Yok artık dedim. Demir çelik tesisinde miyiz?
Şaşkınım. Sergi, Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Eminsoy’un seçkisinden oluşuyor. Küratör Damla harika anlatıyor. İskenderun’daki bütün okul öğrencileri gezmiş.