Kim kolaya kaçıyor?
ChatGPT ile başlayan yapay zekâ sohbet botu çağının ilk polemiklerinden biri, öğrencilerin ev ödevlerini onlara yaptırmaya başlaması ve özellikle çevrimiçi derslerde kopya çekmenin kolaylaşmasıydı. Yeni eğitim dönemi başlarken bugün geldiğimiz nokta kopyanın da ötesine geçerek, tüm eğitim sisteminin revizyona girmesi gerektiğini göstermeye başladı. Bu hafta ABD’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) yayımladığı bir rapor durumun ciddiyetine dikkat çekiyor. Eğitim sistemlerinin somut bir yapay zekâ politikası uygulamasının artık zorunluluk haline geldiğini belirten rapora bakılırsa, medeniyetimizin çekirdeğindeki ‘üniversite mezunu’ kavramı geçerliliğini yitirebilir.
Prof. Eric Klopfler ve Prof. Samuel Madden başkanlığındaki dönemsel yapay zekâ komitesinin yayımladığı rapora göre gelişmiş modeller artık bir mezuniyet dönemindeki tüm sınavları geçebilecek seviyeye ulaşmış. Yapay zekânın “Lisans müfredatındaki makaleler, matematik ve fen problemleri, ispatlar ve kodlama ödevleri dahil olmak üzere neredeyse her türlü yazılı ödev için güvenilir çözümler üretebildiği ve makul yanıtlar sağlayabildiği” belirtildi. ABD’nin teknoloji mabedi olarak görülen MIT, mezunlarını doğrudan Silikon Vadisi’ne gönderen, ülkedeki en nüfuzlu okullar arasında. İleri düzey bir teknoloji enstitüsünün yapay zekâya karşı tüm eğitim düzenini yeniden inşa edeceğini duyurması akademisyenler arasında zaten bilinen sorunu tescillemiş oldu.
Yapay zekânın öğrenim kalitesini düşürmesine karşı geliştirilen çözümlerse şimdilik çağın gerisinde kalan yöntemlere dönmekle sınırlı. Birçok eğitmenin sözlü sınavlara ve elle yazılan makalelere geçtiği biliniyor. Kimileri sınıf içi tartışmalara daha fazla ağırlık verebiliyor, öğrencilerden okudukları ve öğrendikleri konulara dair açık notlar tutmalarını isteyebiliyor ya da daha çok uygulamaya dayalı ödevleri tercih edebiliyorlar.
Peki, 150 yıl öncesinin idealize ettiği onurlu öğrenci bilinciyle, bugün sohbet botundan kopyalayıp yapıştırdığı ödevi bile okumaya üşenen öğrenci arasındaki uçurumu nasıl yorumlamak gerekiyor? Öğrenciler tembel veya umursamaz oldukları için mi kolaya kaçıyorlar? Yoksa kolaya kaçan, 200yıldır sınav-puana dayalı ölçüm metodolojisini yenilemeye gerek duymayan, daha yetkin ve kaliteli insan yetiştirmekten ziyade endüstrileri ayakta tutmaya yeterli insan çoğunluğu üretmekle ilgilenen sistem mi? Tüm dünyanın değişime girdiği çağımızda, eski yapılara hizmet eden sistemlerin birer birer dönüşmeye başladığı, kimilerinin de vadesini doldurduğu bir evreye adım atıyoruz. Aslında yapay zekâdan endişe etmemize gerek yok; sadece onun bizi hangi yönde değişime zorladığını anlamamız, gelecek nesillerimizin menfaatine olacak.