İkram takviminde ilk sırada gelenler
Sünnet düğünlerinde bu ikram kültürü daha da zenginleşir. Şeker ustaları, düğün meydanlarına şekerden yapılmış bülbül, aslan, tavus kuşu, karaca ve deve figürleri hazırlar. Bu şeker heykelciklerinin yanında akide şekerleri de sofralara konur. Muharrem ayında pişirilen aşure, Nevruz’da hazırlanan özel tatlılar ve soğuk şerbetler, sarayın yıl boyunca süren ikram takviminin değişmez parçalarıdır. Bütün bu ikramlar, sadece damak tadına hitap eden bir cömertlik değil, aynı zamanda padişahın ihsanı olarak okunan siyasi bir dildir.
Matbah-ı Amire ve Şerbethane
Peki, bu denli kapsamlı bir ikram organizasyonu nerede hazırlanır? Cevap, sarayın ikinci avlusunda yer alan Matbah-ı Amire’de saklı. Osmanlı’nın en büyük mutfak kompleksi olarak bilinen bu yapılar topluluğu, yalnızca padişah ve hanedan için değil, sarayda yaşayan yüzlerce görevli için de günlük yemek üretiminin merkezidir. Matbah-ı Amire’nin içinde yer alan Helvahane’nin bir bölümü olan Şerbethane ise özel bir işleve sahiptir. Burada yalnızca şerbet ve tatlı hazırlanmaz, hekimbaşının denetiminde macun, ilaç ve esans üretimi de yapılır. Yani Şerbethane, sarayın hem mutfağı hem de bir tür eczanesi gibi çalışır.
Şerbethane’de üretilen ürünler yelpazesi hayli geniştir. Porselen nevruziyelikler, gümüş ve tombak aşure testileri, kapaklı tatlı hokkaları, şerbet küpleri, şerbet bardakları ve makrameleri, buhurdanlar ile gülabdanlar bu üretim ve sunum kültürünün somut örnekleridir. Ağırlıklı olarak 14’üncü ile 19’uncu yüzyıllar arasında dünyanın farklı bölgelerinde özel sipariş üzerine üretilen bu eserler, hem padişaha hem de saray halkına hizmet eden bir zanaat geleneğinin izlerini taşır.🙄