‘Güneşin Sofrası’ İzmir’de kuruldu
İZMİR’de yazmıştı ‘Güneşi İçenlerin Türküsü’ şiirini Nâzım Hikmet ve “Dostların arasındayız! / Güneşin sofrasındayız!” diyerek dile getirmişti duygularını.
İşte o sofra yıllar sonra İzmir’de kuruldu ve ‘Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi’ adıyla sergiye dönüştü. Nâzım Hikmet’i anlatan kapsamlı bir sergiden çok yıllardır eksikliği hissedilen müze hayalinin gerçeğe dönüşmesine tanıklık ettiğimi düşündüm İzmir Kültürpark’taki Atlas Pavyon’dan ayrılırken.
Folkart Gallery’nin hayata geçirdiği sergi; Nâzım Hikmet’in çocukluğundan Anadolu yolculuğuna, Moskova’ya, hapishane yıllarından aşklarına, dostluklarına, sürgününe ve memleket özlemine uzanan büyük yaşam yolculuğunu ele alıyor.
Sergi adını, Nâzım Hikmet’in İzmir’de başlayıp İzmir’de biten ve otobiyografik özellikler taşıyan romanı ‘Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim’ için ilk düşündüğü ‘Romantika’dan alıyor. Daha adil, daha güzel ve daha özgür bir dünya için mücadele eden Kızıl Çeteci’nin hapishanelerde, sürgünde ve memleket hasreti içinde geçen ömrünün romantikası.
Direktörlüğünü Ünal Ersözlü’nün üstlendiği serginin küratörlüğünü yaklaşık 20 yıldır Nâzım Hikmet üzerine çalışan M. Melih Güneş, sergi tasarımını ise Ömer Durmaz yaptı.
Bugüne kadar Türkiye’de açılmış en kapsamlı Nâzım Hikmet sergisi olma özelliğini taşıyan proje; 2 bin 125 metrekarelik alanda, fuaye dâhil 15 salona yayılıyor. Türkiye’den ve yurtdışından yaklaşık 25 kişi, kurum, arşiv ve özel koleksiyonun katkısıyla hazırlanan sergide yüzlerce fotoğraf, yüzlerce sayfa elyazması ve belge, nadir kitaplar, kişisel eşyalar, resimler, heykeller ve görsel-işitsel materyaller bir araya getirilmiş.
Folkart Gallery Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak açılışta yaptığı konuşmada Nâzım Hikmet’in böylesine değerli mirasını İzmir’de yeniden görünür kılmaktan, genç kuşaklarla buluşturmaktan ve kentin kültürel hafızasına kalıcı bir katkı sunmaktan büyük bir gurur duyduklarını belirterek sergiyi yurtiçinde ve yurtdışında da açmayı planladıklarını söyledi.
‘Romantika’, içerik zenginliği, ilk kez sergilenen eserleri ve kurulumuyla Nâzım Hikmet adına yakışır bir müze sergi özelliği taşıyor. Açılıştaki hemen herkesin ortak fikri bunun bir müzeye dönüşmesiydi. 15 Ocak tarihine kadar açık kalacak sergiyi gezdiğinizde siz de eminim aynı fikre kapılacaksınız.