NÂZIM’IN PEŞİNDE BİR ÖMÜR
Serginin gerçekleşmesinde büyük bir tutku hikayesi var. Ömrünün önemli bir bölümünü Nâzım Hikmet araştırmalarına ve koleksiyonuna adamış olan M. Melih Güneş’in bu kültürel mirasa sahip çıkma tutkusu.
Güneş’in 1989 yılında Vera Tulyakova ile tanışması ve aralarında zamanla gelişen ana-oğul yakınlığı, Nâzım Hikmet çalışmalarının dönüm noktalarından biri olmuş.
Tulyakova’nın ölümünün ardından Moskova’daki ev arşivinin açılması, Türkiye’de bilinmeyen ya da yayımlanmamış çok sayıda belge ve eser bulunduğunu ortaya çıkardı. Yıllar boyunca yaptığı yayınlar ve araştırmalarla Nâzım Hikmet’in daha önce yayımlanmamış eserlerinin gün ışığına çıkmasına da katkıda bulundu.
Nâzım Hikmet’in manevi oğlu gibi hayatını onun kültürel mirasına sahip çıkmaya adayan Melih Güneş projenin geçici bir serginin ötesine geçmesi gerektiğini düşünüyor. Sergi için Moskova’dan getirilen pek çok eserin eğer kalıcı bir mekâna dönüşmezse geri gideceğini bölerterek, “Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi, ölümle tamamlanmış bir hayatı değil; yaşamaya devam eden bir ömrü, bir kültür mirasını anlatıyor. Moskova’dan getirdiğimiz eserlerin, objelerin, belgelerin ve elyazmalarının önemli bir bölümü yıllardır büyük bir özenle korundu. Bu sergide bir arada gördüğümüz belgelerin ve terekenin, Türkiye’de kalıcı bir Nâzım Hikmet Müzesi kurulmasının gerekliliğini daha görünür kılmasını diliyorum” diyor.
🙄