2015 SONRASI SIÇRAMA
OECD Eğitim ve Beceri Direktörü Andreas Schleicher bile bana ‘2015’ten sonra Türkiye’nin yaşadığı olağanüstü sıçramayı diğer ülkelere anlat’ dedi. Biz sadece öğretmeni, okullarda daha dominant hale getirdik. Hikâyenin asıl özü bu. Ne kadar derslik yaparsan yap, ne kadar öğretmen atarsan ata bunların hiçbir karşılığı olmaz. Çünkü senin yaptığın işi sabote eden, onu gölgeleyen başka bir yapı var. Biz o yüzden okullara kendi kitaplarımızı dağıttık, kaynak kitapları kaldırdık.
MÜFREDATI DEĞİŞTİRDİK
‘Öğrencilere öğrenebildiklerinden fazlasını yüklerseniz öğrenme kayıplarına sebebiyet verirsiniz’ diyerek Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni oluşturduk. Bu model ile müfredat yüzde 35 oranında azaltıldı. Şimdi öğretmenler rahat, etkinliklere vakit buluyorlar.
SINIF MEVCUTLARI AZALDI
Eğitim öğretim ortamının iyileştirilmesi için attığımız adımlar var. Bir sırada dört öğrenci otururken, şimdi ortaöğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı yarıya düştü. Öğrencinin konforu arttıkça yani eğitim öğretim ortamı daha nitelikli hale geldikçe başarı da beraberinde geliyor. Teknolojik altyapıyı güçlendirdik. Şu anda 660 bin sınıfımızda 660 bin etkileşimli tahta var. Öğretmenlerimiz istediği an internetten, EBA’da Talim Terbiye’nin onayından geçmiş eğitim içeriklerine erişebiliyor.
KADEMELİ YÜKSELDİK
2015’ten sonra tırmanışa geçmeye başlıyoruz. Sıfır noktasından kalkıp da bu noktaya gelmedik. Kademeli olarak yükseldik. Bunun yanına son açıklanan TIMSS verilerini de koyduğumuz zaman istikrarlı bir yükseliş olduğunu görmek mümkün.”