ELEŞTİRİLERE TAKILMIYORUM
Ben kimin ne söylediğine çok takılmıyorum. Bizim yaptıklarımızı anlatmamız lazım. OECD Genel Sekreter Yardımcısı Ruzicka, ‘OECD üyeleri içerisinde Türkiye’nin sürekli ilk 5 içerisinde olmasını arzu ediyoruz’ dedi. Elbette bizim de asıl hedefimiz OECD ülkeleri içinde ilk 5 içinde yer almak ve kalıcı olmak. Bundan böyle araştırma 4 yıllık oldu. Bir sonraki uygulamanın tarihi 2029.
AMA FAKAT DEMEDEN...
PISA sonuçları açıklandıktan sonra dramatik düşüş gösteren Almanya, Fransa gibi ülkeler karşılaştıkları tabloyu yapay zekâ, sosyal medya, siber zorbalık gibi nedenlere bağlarken, Türkiye gibi yükselişe geçenler ise bunun mutluluğunu yaşıyor. Ancak ülkemizin bu başarısı üzerinde kuşku bulutları oluşturmaya çalışanlar da var. Bu çevreler, “sorular verildi, okullar ayarlandı” ya da “ülkeler düşüşte, Türkiye normal sıramasına geldi” gibi görüşler öne sürerek başarının abartıldığını iddia ediyor. Ama, fakat demeden şunun altını çizmekte fayda var. Evet OECD ülkelerinin genelinde bir düşüş var. Ancak, Türkiye’de sınavın yapıldığı üç alanda ciddi ilerleme görülüyor. OECD ülkelerinin puanı düşerken, Türkiye’nin en fazla sıçrama yapan ülke olması kuşkusuz önemli bir başarı. Bunu kalıcı hale getirmek ve bugüne kadar olduğu gibi kademeli ve düzenli yükselişi sürdürmek ise daha da büyük başarı olacaktır.
Soruların önceden verildiğine dair iddialara yönelik de şunu söylemekte fayda var. OECD’nin bilgisayar tabanlı PISA sorularını, simülasyonları ve interaktif araçları doğrudan test edebilecek konular zaten kendi sitesinde yer alıyor. Okuma, matematik ve fen testlerine tüm dünyadan herkes girip örneklem üzerinde çalışıyor, yani sistem sadece Türkiye’nin değil tüm ülkelerin erişimine açık.
UMUT VEREN BİR TABLO
Evet, bizde sınav sistemi PISA sorularına uygun hale getirildi, okulların da bu yönde hazırlıklar yaptığı bir gerçek. Hatta PISA uygulama deneme sınavları yapan okul yöneticileri de var. Eğitimde sosyoekonomik düzeye göre başarı, devamsızlık, motivasyon, eşitsizlik, dijital beceri açığı, güvenlik ve okula aideyette tüm dünyada olduğu gibi bizde de sorunlar devam ediyor. Öğrencilerin düşünme ve araştırma yerine hazır bulunuşu çok daha kolay olan sosyal medyaya odaklanmaları, matematik kaygısının hâlâ çok yükseklerde seyretmesi, zorlayıcı öğrenmeye karşı isteksizlik, okulöncesi eğitimin hâlâ diğer ülkelere göre geride olması ve okul türleri arasındaki farklılıklara daha fazla dikkat edilmeli. Tüm bunlara rağmen elde edilen bu başarı öğrencilerin ama en çok da öğretmenlerin eseri.
Şimdi önümüzde Türkiye için umut veren ama üzerinde ciddi düşünmemiz gereken bir tablo var. Her ne kadar ortalamamız yükselse de matematik korkusu devam ediyor, çocukların bilgiyi yorumlaması ve arasında bağlantı kurmasında, çözüm üretmesinde hâlâ sorun var. Fen liselerindeki öğrenciler çok yüksek başarı gösterirken, başka okul türlerinde tablonun aynı olmaması üzerinde çalışılması gerekir.