TÜRKİYE’NİN FAİZ KARARI NE ANLAMA GELİYOR
GEÇMİŞTE küresel ekonomiyi anlatırken ortak bir hikâyeden söz edebiliyorduk. Dünya büyüyor veya yavaşlıyor, enflasyon yükseliyor veya düşüyor, büyük merkez bankaları faiz artırıyor veya indiriyordu. Şimdi tablo çok daha parçalı. Ülkeler arasında farklar var. Dünyadaki trilyonlarca dolarlık sermaye hangi ülkenin tahviline, hangi para birimine ve hangi piyasaya gideceğine bu faiz farklarına bakarak karar veriyor.
Dün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) böyle bir ortamda yeni faiz kararını açıkladı. Politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu.
Kararın zamanlaması önemli. Çünkü Türkiye bir yandan enflasyonu aşağı çekmeye çalışırken diğer yandan dışarıdaki koşullar giderek zorlaşıyor. Petrol yeniden 100 doların üzerine çıktı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5 sınırına dayandı. Avrupa Merkez Bankası ise dün enerji fiyatlarının yeniden körüklediği enflasyonla mücadele etmek için faizi 25 baz puan artırarak yüzde 2.5’e çıkardı.
Yani dünyanın bir bölümünde faiz artırımları yeniden masaya gelirken Türkiye faiz indirimine geçebilmek için uygun zamanı kolluyor. TCMB’nin yüzde 37’de beklemesi, bu açıdan yalnızca içerideki enflasyon rakamlarıyla açıklanabilecek bir karar değil. Küresel faizlerin yükseldiği, petrolün pahalandığı ve gelişmiş ülke tahvillerinin daha yüksek getiri sunmaya başladığı bir dünyada Türkiye’nin faiz indirimi için hareket alanı da daralıyor. Çünkü Türkiye’nin rakibi artık yalnızca kendi enflasyonu değil. Küresel sermayeye yüzde 5’e yaklaşan getiri sunan Amerika da masanın diğer tarafında oturuyor.
Dünyanın iki devi iki ayrı yöne giderken Türkiye de bu iki yön arasında kendi yolunu bulmaya çalışıyor.😉