Orkun Ün artık bu kadar da olmaz ama
Dünyada çok az takım yaşar Fenerbahçe’nin yaşadıklarını. Taraftarının çektikleri kitaplara konu olur.
Bir derbi oynanır, maç kaybedilir, konuşulan kazanan takım değil Fenerbahçe olur.
Lig biter, şampiyon olamaz Fener ama yine bakarsınız neden olamadığı konuşulur.
Ben yıllardır bilirim ki reytingi en fazla takımdır; sarı lacivertliler.
Bakınız takım Şampiyonlar Ligi’nde Roma ile berabere kaldı. Bence kötü denilemeyecek bir başlangıç yaptı.
Sonra ne oldu?
Teknik direktör İsmail Kartal istifa etti şak diye.
Yani işler ligde kötü ama er meydanında fena gitmiyordu...
Neden alındı bir anda bu karar ya da planlı mıydı?
“İyi bir sonuç çıkarırsam, efeler gibi giderim” mi dedi acaba İsmail Hoca?
Onu bunu bilmem ama ortada hep bir ayıp yok muydu? Vardı...
Sosyal medyaya giriyorsunuz, İsmail Kartal ile dalga geçen tonla paylaşım çıkıyor karşınıza.
Yok ‘kaloriferci’ diyorlar, yok kuş kılığına sokuyorlar, yok şivesiyle alay ediyorlar. Yahu bunu yapanlar belki etkileşim almak istiyor ama adamın yüreğini sızlatıyorlar. Ayıptır!
Adam da görüyor bu paylaşımları ve “Neden böyle bir işin içine gireyim?” diyor.
Haklı da!
Bir şuursuz taraftar da çıkmış, zaten sosyal medyada binlerce alay videosu olan adamın kafasına su şişesi atıyor!
Ne yapsın bu adam? Döner mi bilmiyorum, dönmese iyi olur ama herkesin kendisine bir çekidüzen vermesi şart artık.
Belgesel olur
Birine ‘Vanlı Kara Haydar’ diyorlar, diğerinin adı ise Ali Haydar Kurum.
Sosyal medyada kendilerince fenomenlermiş. ‘Zenginliklerini’, korumalarını, arabalarını vesaire paylaşıyorlar.
İkisi de tutuklandı.
Fakat iş o değil ki, iş başka.
Bakın sosyal medya üzerinden öyle hayatlar pompalanıyor ki, resmen bir algı operasyonunun içindeyiz.
Mesela Vanlı Kara Haydar...
Bir video çıktı. Düğüne gelen polisleri, korumalar eşliğinde karşılamaya gidiyor. Resmen prodüksiyon yapmışlar videoya. Müzikler, ağırlaştırılmış çekimler...
Yahu hiç kimse mi demedi, “Yapmayın etmeyin” diye?
Kimse de uyarmadı mı “Sokma bu kadar göze” diye?
Hoş sokmasan da verirdin yakayı ele ama toplumun ağzına sakız olmazdın.
Düğünleri oluyor, kilolarca altın takıyorlar, ertesi gün çıkıp “Altınlar sahteydi” diyorlar.
Çünkü bir yerde yanlış yaptıkları beyinlerine dank ediyor.
Sonra yine devam...
E benzerini Dilan Polat ve ailesi yaptı. Gördünüz işte başlarına gelenleri.
Bazı olaylar ders olacağına insanlara fikir ışığı oluyor, çok ilginç...
Artık yemez kimse!
Apple yine aynısını yaptı.
Yine ağdalı cümlelerle dolu bir etkinlik düzenledi ve bu kez büyük sınıfta kaldı. Bunu ben değil, sektörün tüm temsilcileri söylüyor. Çünkü yenilik desen yok, teknolojide boyut atlama desen yok, şaşırtma desen o da yok.
Kötü yönetiliyor, çok açık.
Mesela yıllardır “Katlanabilir telefon çıkaracak Apple” deniyordu. Onu tanıttılar.
Buna şaşıran oldu mu? Hayır.
Tek bir şeye şaşırdık, o da Türkiye fiyatına. 200 küsur bin liralardan başlıyor, 350 bin liraya kadar değişiyor fiyat.
Bakın 350 bin diyorum! Telefon diyorum!
Diyecekler ki, “E ne yapalım vergi mergi”...
Tamam, amenna.
Ama insanları kandırmayı bırakınız.
Samsung rakibine güzel bir cevap verdi etkinliğin birkaç saat sonrasında.
“Çok yakın, çok benzer” diye bir tweet attı şirket kurumsal hesabından.
İlk kez onlara da hak verdim.
Yıllar önce Samsung’un yaptığını kopyalamışlar.
Fark ettiyseniz eskisi kadar merak da uyandırmıyor artık Apple’ın etkinlikleri. Çünkü insanlar uyandı. Satış ve para kazanma stratejisi üzerine kurulu düzen de ortaya çıktı.
Mesela iPhone 18 tanıtılmadı. 18 Pro ve Pro Max tanıtıldı.
“Pahalı ürünleri satalım, 18’i ve diğer alt modelleri birkaç ay sonra tanıtırız, önce cüzdanı dolduralım” kafasına geçildi çünkü.
Saat çıkıyor öncekiyle aynı, telefon çıkıyor bir öncekinin kopyası, kulaklık çıkıyor 2 sene önce çıkardığı modelden hiçbir farkı yok.
E ama böyle olmaz ki.
Koskoca marka ne hale geldi, şaşırıyorum.