‘İRAN, SALDIRILARDAN KAÇINMAK İÇİN YENİ YER ALTI TESİSLERİ İNŞA EDİYOR’
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, ortada göründüğü kadar büyük bir çelişki olmadığının altını çizerek, “Aslında iki taraf farklı şeylerden bahsediyor. Pentagon’un iddiası sanayi altyapısına dair. İran’ın İHA, balistik füze ve donanma sanayisinin yüzde 90’a varan kısmının imha edildiğini söylüyorlar. WSJ’nin haberi ise üretimi değil, montajı anlatıyor. Yani savaş öncesinde stoklanmış parçaların yer altında birleştirilmesini. Bu ikisi aynı şey değil. Fabrikayı vurursunuz ama depodaki hazır parçalar yerinde kalır” dedi. Toğa, şöyle devam etti:
-- İran, savaş öncesinde tamamlanmış başlık, gövde ve yönlendirme birimleri stoklamıştı. Bir ABD yetkilisi, eldeki parçalarla en az birkaç yüz füzenin monte edilebileceğini söylüyor. King’s College London’dan eski CIA analisti Jim Lamson ise bu rakamın binleri bulabileceğini değerlendiriyor. Faaliyet, Hocir dâhil birkaç yer altı tesisinde tespit edilmiş. Bence asıl önemli ayrıntı başka. İran, saldırılardan kaçınmak için yeni yer altı tesisleri inşa ediyor. Operasyonun programı ne kadar gerilettiğine gelirsek, tablo şöyle: Üretim kapasitesi ciddi biçimde azaldı ve envanter yarıya indi. Kimyasal tesisler ve karıştırma ekipmanları zarar gördü. Ama program bitmedi, ertelendi.-- Burada tünellerde gördüğümüz örüntünün aynısı işliyor. Hava gücü bu altyapıyı yok edemiyor, sadece bir süreliğine kapatabiliyor. Her döngüde de İran biraz daha derine iniyor. Washington açısından ayrı bir sorun daha var. Nisan ayında füze programının işlevsel olarak imha edildiği söylendi. Temmuzda Ürdün’deki üs vuruldu. Şimdi de üretimin sürdüğü ortaya çıktı.
Bu kadar yüksek perdeden iddia, sonra da tekzip. Böyle bir sarmal, ABD’nin hasar değerlendirmelerini inandırıcı olmaktan çıkarıyor. Bunun bedeli de müzakere masasında ödenir.
İRAN YENİ FÜZE ÜRETMEK İÇİN NE KULLANIYOR?
Wall Street Journal’a konuşan ABD’li yetkililerin iddiasına göre İran şu aşamada yeni bir tedarik zinciri kurmaktan ziyade elinde bulunan bileşenleri kullanıyor. Bu ayrıntı, haberin en kritik noktalarından biri. Çünkü İran’ın füze üretimini yeniden başlatabilmesi ile bu üretimi aylar ve yıllar boyunca aynı hızda sürdürebilmesi birbirinden çok farklı iki konu.
Tahran’ın saldırılardan önce stokladığı parçalar varsa, bunlar kısa vadede üretimin yeniden başlamasına yardımcı olabilir. Ancak stokların sınırsız olmadığı açık. Bir süre sonra yeni parçalar, ham maddeler ve teknolojik girdiler gerekecek. İşte o noktada İran’ın dış tedarik kapasitesi ve yaptırımlara rağmen oluşturduğu tedarik ağları yeniden önem kazanacak.
‘İRAN, ELİNDEKİ STOKLA BİR SÜRE DAHA MONTAJA DEVAM EDER’
Peki, İran’ın mevcut füze bileşenlerini kullanarak üretimi yeniden başlattığı iddiası ne kadar sürdürülebilir? Tahran’ın yeni füze üretimini devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyacağı kritik parça, ham madde ve teknolojileri dışarıdan temin etmesi mümkün mü?
“Burada montaj ile üretimi ayırmak gerekiyor. Stoktan monte etmek envanteri tüketir. Yani sonu olan bir iş. Gerçek üretimin sürmesi için yukarıdaki sanayi altyapısının çalışması lazım” diyen Oral Toğa, şu değerlendirmelerde bulundu:
-- Bölge ülkelerinden yetkililerin işaret ettiği darboğaz da tam burada: Hasar gören kimyasal tesisler ve katı yakıt için kullanılan endüstriyel karıştırma ekipmanları. Dışarıdan tedarik meselesi ise İran için yeni değil. IISS’ten Fabian Hinz uzun süredir aynı şeyi söylüyor. İran, iç üretimdeki darboğazları aşmak için dışarıdan malzemeye muhtaç. Adresi de Çin. ABD Hazinesi bu ağa defalarca yaptırım uyguladı ama sevkiyatlar durmadı. Çünkü kontrol rejiminde yapısal bir boşluk var. Listelenmemiş ara maddeler üzerinden yapılan sevkiyatlar tedarikçiye inkâr imkânı bırakıyor.
-- Ama bugünkü tabloda bambaşka bir değişken devrede. O da abluka. Bu sevkiyatlar deniz yoluyla Bender Abbas’a geliyordu. Liman şu an abluka altında ve asgari kapasitede çalışıyor. Kara güzergâhları ise bu hacimdeki yükü taşıyamaz.
Bence sonuç şu: İran, elindeki stokla bir süre daha montaja devam eder. Ama üretimi savaş öncesi seviyeye çıkarması iki şarta bağlı: Bombardıman altında sanayi altyapısını yeniden kurabilmesi ve toplu ithalat kanallarını açabilmesi. Abluka sürdüğü müddetçe ikincisi mümkün değil. Petrol dosyasında da aynı sonuca varmıştık. Belirleyici olan hava saldırısı değil, fiziksel erişimin kesilmesi.