Şaşırtıcı ve heyecan verici üç farklı mutfak anlayışı
Birkaç kilometre ötede gökdelenlerde milyarlarca euro’luk işlemler yapılırken Frankfurt’un mutfağında bambaşka bir dünya karşılıyor sizi. Avrupa’nın finans merkezlerinden birinde üç ayrı akşam ziyaret ettiğim üç farklı restoranda, tahmin ettiğimden çok daha güçlü bir gastronomi sahnesine çıktı karşıma. Sanırım en aklımda ve damağımda kalan vegan lezzetleri de orada yedim.
Çoğumuz için Frankfurt denince akla önce fuarlar, iş seyahatleri, gökdelenler, bankalar ve Avrupa’nın en önemli aktarma merkezlerinden biri olan devasa havalimanı geliyor. Almanya’da birkaç gün geçirecek olsam Berlin’i, Münih’i, Hamburg’u düşünürdüm, Frankfurt’u değil. Birkaç gün öncesine kadar... Bu kez Frankfurt’ta daha uzun kalınca ve ehil ellerin elinde şehri tanıyınca ona biraz haksızlık ettiğimizi düşündüm. Main Nehri’nin iki yakasında yürünebilen, ciddi bir kültür hayatı olan, mahalleleri birbirinden farklı karakterler taşıyan ve tahmin ettiğimden çok daha heyecan verici gastronomi sahnesine sahip bir kent çıktı karşıma.
Frankfurt’un gastronomisini ilginç kılan yalnızca iyi restoranlarının olması değil; Avrupa’nın finans merkezlerinden birinde üç ayrı akşam ziyaret ettiğim, birbirinden son derece farklı üç mutfak anlayışının aynı anda bu kadar güçlü biçimde var olabilmesi. İlk durağım The Dune by Niclas Nussbaumer oldu. Restoranın hikâyesi daha başından Frankfurt’un geçirdiği dönüşümü anlatıyor. Şehrin uzun yıllar Villa Kennedy olarak bildiği yapı, kapsamlı bir dönüşümün ardından Althoff Collection bünyesinde The Florentin olarak yeniden açılmış. Otelin ‘fine dining’ restoranı The Dune’sa açıldıktan yalnızca altı ay sonra 2 Michelin yıldızına ulaşmış.
Gösterişten çok berraklık var
Mutfağın başındaki Niclas Nussbaumer henüz 32 yaşında. Nussbaumer’in mutfağında dikkatimi çeken ilk şey gösterişten çok berraklık oldu. Ürünün farklı parçalarının menünün çeşitli aşamalarında yeniden karşınıza çıkması, bir malzemeyi mümkün olduğunca bütün olarak ele alma fikrinin sonucu. Soslarsa mutfağın belki de en güçlü ve beni en etkileyen tarafı. Çoğunun dilimdeki tüm papillalarımı harekete geçiren tatları hâlâ damağımda. Ağır değiller; konsantre ve farklı tatları müthiş dengelemişler.