ANNELİK NE YARIŞ NE DE SINAV... HEPİMİZ AYNI TARAFTAYIZ
Sosyetenin popüler isimlerinden Nazlı Sabancı, ikinci kez anne oldu. Oğlu Ömer’i kucağına aldıktan 10 gün sonra aynanın karşısına geçti. Siyah elbise, topuklu ayakkabılar ve dümdüz bir karın...
Fotoğrafın üzerine de: “Doğum sonrası, lohusalığın 10. günü” yazdı.
Eh, sonrası tahmin edilebilir. Fotoğraf sosyal medyada yayıldı, haber sitelerine taşındı:
“10 günde eski formuna döndü.”
“Fit hali dikkat çekti.”
“Doğum kilolarından eser yok.”
Haliyle tartışma başladı.
“Gebelik demek illa kilo almak demek değildir. İyi bir örnek oldu” diyenler...
Bir de bu tür paylaşımların yeni annelere “Sen de böyle görünmelisin” baskısı yarattığını savunanlar...
İki tarafın da haklı ve haksız olduğu noktalar var.
Bense yeri gelmişken çiçeği burnunda annelere şunu hatırlatmak derdindeyim:
Instagram sadece sonucu gösteriyor.
Ne Nazlı Sabancı’nın o 10 günde ne yaşadığını
ne hissettiğini biliyoruz...
Ne de bebeğine tek başına bakan, evle uğraşan, başka çocuğuna da yetişen ya da kısa süre sonra işe dönmek zorunda kalan bir annenin 10 gününü.
Fakat bir şekilde sonucu görüyor ve kendimizi kıyaslarken buluyoruz:
“O 10 günde böyle. Ben neden yapamıyorum?”
Oysa annelik ne yarış ne de bir sınav.
Birimizin 10. günü, diğerimizin 10. ayı olabilir.
Birimiz hemen toparlanırız, birimiz bir yılda.
Çünkü bedenimiz başka, şartlarımız başka, aldığımız destek başka.
Ama aynı taraftayız.
Birbirimize hatta yeni annelere yapabilecek en büyük iyilik bu: Kıyaslamak değil, dayanışmak.