Narsist anne ve babaların en belirgin 5 özelliği
Narsist babaların en belirgin 5 özelliğine bakalım... Bir çocuğun hayatındaki ilk otorite figürlerinden biri babasıdır. Onun bakışı bazen dünyaya açılan ilk pencere, onayı ise yıllarca peşinden koşulan görünmez bir madalya olur.
Ama bazı babalar çocuklarını oldukları kişi olarak değil, kendilerinin bir uzantısı olarak görür. Burada “narsist” derken bir kişiye uzaktan klinik tanı koymaktan değil; sürekli tekrarlanan narsistik davranış örüntülerinden söz ediyorum.
1. Çocuğunun başarısını kendi başarısı sayar.
İyi okul, yüksek not, spor başarısı, prestijli üniversite... Bunların hepsi çocuğun mutluluğundan önce babanın gururunu besleyen araçlara dönüşebilir. “Benim oğlum”, “benim kızım” derken vurgu bazen çocuktan çok “benim” kelimesindedir.
2. Sevgisini koşullara bağlar.
Başarılıysan takdir edilirsin. Beklentiyi karşılamadıysan mesafe başlar. Çocuk zamanla sevgiyi hak edilmesi gereken bir ödül sanır.
3. Küser, susar ve sevgisini geri çekerek cezalandırır.
Belki de en yaralayıcı davranışlardan biri budur. Çocuğuna kızdığında konuşmak, açıklamak ve çözmek yerine günlerce küsebilir. Görmezden gelebilir, iletişimi kesebilir, soğuk davranabilir. Yani sessizliği bir cezalandırma aracına dönüştürür. Çocuk ise ne olduğunu anlamaya çalışırken çoğu zaman tek bir sonuca varır: “Babamın beni yeniden sevmesi için onun istediği gibi davranmalıyım.” Yıllar sonra bu çocuk, karşısındaki insan küsmesin diye kendi sınırlarından vazgeçen bir yetişkine dönüşebilir.
4. Çocuğunun okuyacağı bölümü kendisi seçer.
Çocuğun hangi alana ilgi duyduğundan, hangi yeteneklere sahip olduğundan ya da nasıl bir hayat istediğinden çok, kendi uygun gördüğü bölümü önemser. Tıp, hukuk, mühendislik veya prestijli başka bir alan... Çocuğun seçimini yönlendirmekle kalmaz, çoğu zaman onun yerine karar verir. Çocuk kendi hayatıyla ilgili bir seçim yaptığında bunu nankörlük ya da başarısızlık gibi görebilir. Oysa bir çocuğun geleceği, babasının tamamlanmamış hayallerini gerçekleştirmek için kurulmuş bir proje değildir.
5. Çocuğunu başka çocuklarla kıyaslar.
“Bak onun oğlu ne yaptı?”, “Falancanın kızı şu üniversiteye girdi.” Belki motive ettiğini düşünür. Oysa çocuğun zihninde kalan cümle çoğu zaman şudur: “Ben olduğum halimle yeterli değilim.”