Normalleşme bazen konuşabilmektir
CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı kabul etmesinin ardından Ankara kulisleri hızlandı.
Senaryolar, ihtimaller, siyasi hesaplar...
Bazen anlamıyorum.
Türkiye’nin başkentini yöneten belediye başkanının Cumhurbaşkanı’nı ziyaret etmesinden daha doğal ne olabilir?
Hatta ben tersini sorayım.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Cumhurbaşkanı’yla daha sık görüşmesi, kentin sorunlarını anlatması, projelerini konuşması ve gerektiğinde hükümetle birlikte çözüm üretmesi daha doğru değil mi?
Elbette siyasette içinde bulunduğumuz dönemin farkındayım.
Mutlak butlan davasının ardından CHP’de yaşananlar, Yeni Parti’nin kurulması, merkez sağdaki yeni arayışlar ve hepsinden önemlisi “Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte yeniden şekillenmeye başlayan siyasi zemin...
Böyle dönemlerde bir görüşme, bir cümle, hatta bazen bir fotoğrafta kimin nerede oturduğu bile siyasi anlamlarla yükleniyor.
Ankara’nın tabiatı biraz da böyle.
Ama galiba tam da bu nedenle siyasetin biraz “fabrika ayarlarına” dönmesine ihtiyacımız var.
Bunu bir siyaset bilimci olarak değil, dümdüz bir vatandaş beklentisiyle yazıyorum.
Çünkü büyükşehirleri yönetmek artık sadece çöp toplamak, asfalt dökmek, park yapmak değil.
Kentler büyüdü.
Ulaşım sistemlerinden su yatırımlarına, metrodan altyapıya, deprem hazırlığından iklim krizine kadar milyarlarca liralık projelerden söz ediyoruz.
Böylesine büyük yatırımların merkezi hükümetle konuşmadan, devlet kurumlarıyla işbirliği yapmadan yürütülmesi çoğu zaman çok zor.
Üstelik bu gerçeği Cumhurbaşkanı Erdoğan herkesten iyi bilir.
Çünkü onu Cumhurbaşkanlığı’na kadar taşıyan uzun siyasi yolculuğun en önemli başlangıç noktalarından biri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’dır.
Erdoğan’ın bugün de yerel yönetimlerin projelerini yakından takip ettiğini biliyoruz.
Seçimler elbette sert geçebilir.
Meydanlarda sesler yükselir, partiler birbirini eleştirir, rekabet kızışır.
Bunların hepsi siyasetin doğasında var.
Ama sandık kapandıktan sonra başka bir dönem başlamalı.
Rozetlerin biraz geri çekildiği, hizmetin öne çıktığı dönem olmalı...
Şehrin metrosunun siyasi görüşü yoktur.
Su borusunun partisi, trafik sıkışıklığının ideolojisi olmaz.
Devleti yönetenlerle şehirleri yönetenlerin konuşması zaten demokrasinin olağan halidir.
Asıl tuhaf olan konuşmaları değil, konuşamadıkları bir Türkiye olurdu.
O nedenle ben Erdoğan-Yavaş fotoğrafını olumlu buluyorum.
Arkasından hangi siyasi senaryolar çıkar, onu zaman gösterir.
Ama benim görmek istediğim Türkiye’nin fotoğrafı başka.
Seçimde rakip olabilen, seçim bittikten sonra aynı masaya oturabilen insanlar...
Çünkü normalleşme birbirine benzemek değildir.
Normalleşme, bütün farklılıklara rağmen konuşabilmektir.