ADA BİZ AYRILMAK İSTİYORUZ!
ÇAĞAN Irmak’ın olgunlaşamayan erkeklere bir ömür boyu kullanabilecekleri bahaneyi verdiği Issız Adam filmindeki “Ada ben ayrılmak istiyorum” cümlesi Birleşik Krallık’ın içinde bulunduğu durumun özeti sayılabilir.
Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler liderleri önceki gün Londra’ya karşı bir bildiri yayınlayıp “Biz ayrılmak istiyoruz” dediler.
Üç ülke de bağımsızlık için bir referandum talep etti.
Özellikle Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından bağımsızlık sesleri daha çok duyulur oldu.
Kuzey İrlanda ve İskoçya 2016’da Avrupa Birliği’nde kalmak için oy kullanmış, Galler ve İngiltere’deki “evet” oylarıyla Britanya AB’den çıkma kararı almıştı.
Brexit sonrasındaki ekonomik sıkıntılar Birleşik Krallık’ı sert şekilde vurdu. En son mayıs ayındaki seçimlerle birlikte tarihte ilk kez Krallığı oluşturan üç ülkede de ayrılıkçı liderler başa geldi.
İşte bu üç ayrılıkçı lider önceki gün İngiltere’nin yeni başbakanı Andy Burnham’ın üzerinde siyasi bir baskı oluşturmak için bir bağımsızlık bildirisi yayınladı.
Eğer bu referandum yapılır ve üç ülkede de “evet” oyu çıkarsa artık Birleşik Krallık’tan bahsedemeyeceğiz. Geriye sadece 53 milyonluk bir İngiltere kalabilir.
Dahası nükleer silah kapasitesi ve petrol sahalarını İskoçya’da, yeni nükleer enerji santrallerini Galler’de bırakacak olan o İngiltere’nin gücü de tartışmalı hale gelir.
Ancak kâğıt üstünde istenen “bağımsızlık” o kadar kolay değil. Britanya’nın bin yıllık devlet aklı bu günleri düşünen bir sistem yaratmış.
Kuzey İrlanda’da bağımsızlık referandumu bir anlaşma metnine bağlı.1998’de imzalanan Hayırlı Cuma anlaşmasına göre, Kuzey İrlanda Bakanı ülkede çoğunluğun İrlanda’ya bağlanmak istediğine kanaat getirirse bir referandum kararı almakla yükümlü. Ancak Kuzey İrlanda Bakanı, Londra tarafından atanıyor.
Bu bakan yani Londra’daki hükümet istemediği sürece bir referandum yapılamıyor. Zaten anlaşma imzalandığından beri böyle bir referandum yapılmadı.
İskoçya ve Galler’in durumu farklı. İki ülkede de referandum yapılması için ya anayasal bir değişiklik yapılması ya da Londra’daki Parlamento’nun bir yetki devri vermesi gerekiyor.
Londra, 2014’te böyle bir yetki devrini vermişti. Ancak İskoçya’daki bağımsızlık referandumunda halkın yüzde 55’i Birleşik Krallık’ta kalmak için oy kullanmıştı.
Mevcut anketlere bakıldığında İskoçya’da ayrılıkçıların oranı yüzde 47, Kuzey İrlanda’da yüzde 35, Galler’de yüzde 32 civarında görünüyor.
Yani bir referandum yapılsa bile bağımsızlık isteyenler çoğunluğu yakalayamıyor. Çünkü Birleşik Krallık ekonomisinin yüzde 85’ini İngiltere oluşturuyor. Ama o ekonomik pasta giderek küçülüyor. Asıl sorun da bu.
Özetle şu anda ayrılıkçı liderler AB’den ayrılmanın faturasını Londra’ya keserek küçülen pastadan daha büyük pay almak istiyor.