Kediyi altın çatalla besledi
Hayvana şiddeti konu alan üzücü haberlere karşı ben de sevgi dolu olanları sizlerle paylaşmak istiyorum.
İyilik paylaştıkça çoğalır çünkü.
Abraham Lincoln denince akla Amerikan İç Savaşı, köleliğin kaldırılması, Gettysburg konuşması ve Amerikan tarihinin en çalkantılı dönemlerinden biri geliyor.
Ama Lincoln’un çok daha yumuşak, hatta insanın yüzünü gülümseten bir tarafı da var: Kedilere olan büyük sevgisi.
Lincoln’un Beyaz Saray’da kedileriyle kurduğu ilişkiye dair anlatılan hikayeler, onun hayvanlarla bağının sıradan bir “evcil hayvan sevgisinin” ötesinde olduğunu gösteriyor.
Kedileri Tabby ve Dixie, Beyaz Saray’ın adeta sakinlerindendi.
Hatta Lincoln’un kedilerini yemek masasına kadar getirdiği anlatılıyor.
En sevdiğim hikâyelerden biri de tam burada başlıyor.
Bir Beyaz Saray yemeğinde Lincoln, kedisi Tabby’yi masada altın bir çatalla besliyor.
Düşünsenize...
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, resmi bir sofrada, kedisini altın çatalla besliyor, şahane gerçekten de.
Lincoln’un kedilere düşkünlüğü yalnızca Beyaz Saray günleriyle de sınırlı değil.
Amerikan İç Savaşı’nın bütün ağırlığı omuzlarındayken bile karşısına çıkan hayvanları görmezden gelmediğine ilişkin anlatılar var.
1865’te General Ulysses S. Grant’i Virginia’daki karargahında ziyaret ettiğinde üç yavru kediyle karşılaştığı, onları kucağına alıp sevdiği ve annelerinin nerede olduğunu merak ettiği anlatılıyor. Hatta yavruların iyi beslenmeleri ve bakılmaları konusunda çevresindekileri tembihlediği söyleniyor.
İşte beni en çok burası etkiliyor.
Bir tarafta savaş, siyasi kararlar, ülkenin geleceği, binlerce insanın kaderi...
Diğer tarafta üç küçücük yavru kedi. Ve Lincoln onları görüyor. Çünkü hayvan sevgisi biraz da bu aslında.
Ne kadar meşgul, güçlü, önemli ya da dertli olursanız olun, karşınızdaki küçücük canlının ihtiyacını fark edebilmek.
Lincoln’un kedi sevgisi öylesine meşhur olmuş ki kendisine atfedilen çok güzel bir söz de yıllardır dolaşıyor:
“Kedileri sevmeyen bir insan nasıl iyi bir insan olabilir?”
Bazen bir insanın büyüklüğünü, aldığı dev kararlardan kadar, kimsenin önemsemediği küçücük bir canlıya nasıl davrandığı da anlatır.
Ve bu yıllar geçse de böyle güzel anılır işte, tarihe not olarak kalır.