Eksik türler
Gelen kitaplar dışında kitapçıları da dolaştığımda bazı türlerin eksikliğini fark ediyorum.
Bunların başında dikkatimi çekenler: Eleştiri, karikatür, müzik.
Yayınevleri elbet ticareti düşünecekler ama ben, bunları Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın basmasını öneriyorum. Zaten şimdi yayına başladılar, epey kitap çıkardılar; onların listesini yazacağım.
Yayınevlerinin kimileri şehir kitapları basıyor; bunu da önemli buluyorum. Çünkü insan yaşadığı kenti tanımalı, özellikle oturduğu semtin geçmişin bilmeli. Örnek mi? İstanbul o kadar değişti ki onların önünden geçerken “Burası İstanbul mu?” diye kendime soruyorum. Özellikle İstanbul gibi göç alan şehirlerin değişimi daha hızlı, daha şaşırtıcı. Belediyeler bu tanıtma işlevini üstlenmeliler. Bir dizi şehir kitapları çıkıyor ama bunları yetersiz buluyorum.
Özellikle eski semtlere ağırlık verilmeli.
Benim de üye olduğum Kalem Cemiyeti’nin toplantısını Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın yenilediği bir salonda yaptık.
Turan, surların girişinde çeşitli etkinliklerin ve toplantıların yapılabileceği modern mekânlar yapmış, girişin layık olduğu emeği vermiş.
Benim kütüphane evimin olduğu Fatih’teki kütüphaneyi de övmeliyim.
Surları görünce eski bir filmi hatırladım.
Alain Robbe Grillet’nin Ölümsüz Kadın filmini.
Film surların görüntüsü ile başlıyor, fon müziğini de Müzeyyen Senar söylüyordu; “Oy farfara farfara” şarkısını...
Kitapevlerinde konu çeşitlerini gözden geçirdiğinizde ünlü karikatüristlerin kitaplarına rastlayamıyorum. Bazı dergilerde görünüyor çizgiler.
Semih Balcıoğlu’nun karikatürlerini almak isteyen biri, ondan tek çizgi bulamaz.
Ferruh Doğan için de bu durum geçerli.
Belediyeler değiştikçe ödüller, yarışmalar da değişiyor. Semih Balcıoğlu için Kapadokya Belediyesi ödül veriyordu. Onun adını da bir sergi salonuna vermişti. O da şimdi yok.
Gelelim müzik kitaplarına; herhangi bir kitapçıda Türk musikisine ya da Batı musikisine ait bir tarih bulamazsınız.
Dinlediğini bilerek dinleme nedense düşünülmüyor.
Bir kitapevi açılırken mutlaka kitaptan anlayan birini görevlendirmek gerekiyor.
Bizim kuşakta kitap satıcısından bir şey istediğimizde “Bende yok ama şurada” diye yardımcı olunurdu.
Şimdi birçok kişi internet var diye bilmişlik taslayacaktır, oysa birçok inceleme kitabını güvendikleri yerde bulamayacaktır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da bu duruma bir çözüm getirmesini bekliyorum.
Nice yazarın, bestecinin mirasçısı bulunamadığı için eserleri yayınlanamıyor, besteleri seslendirilemiyor. Ayrı ve uzun bir konu, başka yazıda ayrıntılı biçimde yazacağım.
Bugün bir yazar olarak değil, bir okur olarak düşüncelerimi yazdım.