‘Tavuk’ kimi yapımları andırsa da elbette asıl referansı Bresson’un ‘Rastgele Balthazar’ı. Burada da bir direniş ve azim hikâyesine tanıklık ederken sağlam bir kişiliğe sahip bir hayvanın mücadelesini izliyoruz.
Rotasını çizmeye çalışıyor
Bir civciv büyüyüp tavuğa dönüştüğünde özgürlüğüne düşkün bir karaktere sahip oluyor ve arka planda yaşanan insana dair iyilikler ve kötülükler arasında rotasını çizmeye çabalıyor. Elbette bu hikâye metaforik göndermeler de içeriyor.
‘Flow: Bir Kedinin Yolculuğu’nda bir tufan sonrası insansız bir gezegende dayanışma ruhuyla yollarına devam eden bir grup hayvanın yaşadıklarını izliyorduk. Bu yanıyla ‘Flow’ distopik bir anlatının ifadesiydi. ‘Tavuk’sa insanın elini değdirdiği yerleri, anları kötülüklere göz kırpan yapısıyla her zaman distopik hale getirebileceğini gösteriyor.
Oyunculuklara (!) gelince...Harap mekânını deniz ürünleri lokantasına çevirme gayretindeki yaşlı adamda Yannis Kokiasmenos ‘insan’ cephesinin en iyisiydi. Tavuğa gelince... Yönetmen Pálfi eyeforfilm.co.uk sitesinden Amber Wilkinson’a verdiği röportajda ana karakter için eğitmene Australorp türü siyah bir tavuk aradıklarını söylediklerini belirtmiş. Eğitmen 15 tavuk bulmuş. Sonra sayı 8’e indirilmiş ve film her biriyle yarım saat çekim yapılarak tamamlamış. Pálfi filmi ülkesi dışında çekmesiniyse o zamanlar iktidarda olan Viktor Orbán rejiminin öyküde siyasal göndermeler arama baskısından uzak durmak için olduğunu açıklamış.
Toparlarsak ‘Tavuk’ yılın en ilginç çalışmalarından biri, kaçırmayın derim.🤨