YAYLAYA DÖNEN YENİ KUŞAK
KAHRAMANMARAŞ’ta beni etkileyen yalnızca geçmişten bugüne taşınan mutfak bilgisi değil, yeni kuşağın bu mirasa ne yaptığıydı. Bunun en güzel örneklerinden birini Başkonuş Yaylası’nda gördüm. Kent merkezinden yaklaşık 55 kilometre uzaklıkta, ortalama 1300 metre rakımda; sedir, göknar ve ardıçların arasında bambaşka bir Maraş var. Havası, ormanı, sessizliği öylesine güzel ki yalnızca kahvaltı için çıkıp birkaç saat geçirmek bile yetmiyor; zaten yaylada konaklamak isteyenler için de farklı alternatifler oluşturulmuş.
Başkonuş’un hikâyesini benim için daha da anlamlı kılan, işletmenin başındaki genç çift. Serhan ve Aslı Erdoğanyılmaz, ikisi de Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu. Farklı kurumsal kariyerlerin ardından 2018’de Başkonuş’a dönüp burayı birlikte yönetmeye başlamışlar. Bence tam da Türkiye’nin ihtiyacı olan girişimcilik hikâyelerinden biri bu: İyi eğitim alıp büyük şehirde kariyer yapmak kadar, o bilgi ve deneyimle kendi coğrafyana dönüp oradaki değeri büyütmek de başarı.👍
Bunu kahvaltı masasında çok daha iyi anlıyorsunuz. Maraş peynirleri, keçi tereyağı, el açması gözleme çeşitleri, köy yumurtası, yöresel irişkit sucuğu...
Aslında Başkonuş bize gastronomi turizminin ne olması gerektiğini de yeniden düşündürüyor. Mesele yalnızca yöresel birkaç ürünü güzel bir masaya koymak değil. Bir coğrafyanın doğasını, ürününü, üreticisini ve mutfak bilgisini aynı deneyimin parçaları haline getirebilmek. İnsanlar o zaman yalnızca yemek yemek için değil, o yemeğin ait olduğu yeri anlamak için seyahat ediyor.
Serhan ve Aslı’yı da bu yüzden kutlamak gerekiyor. Anadolu’nun geleceği yalnızca elimizdeki geleneksel bilgiyi korumakta değil, o bilgiyi çağdaş bir deneyime ve sürdürülebilir bir ekonomik değere dönüştürebilecek genç insanların kendi coğrafyalarına yeniden bakmasında.