YEDAŞ KARARI ÖRNEĞİ: ÖNCE ZARARI HESAPLA
- Sarıibrahimoğlu’nun takip ettiği YEDAŞ-AB Konseyi ve Komisyonu dosyası da önemli. Türk şirketi YEDAŞ, Gümrük Birliği’nden kaynaklandığını ileri sürdüğü zararlar nedeniyle AB kurumlarına karşı dava açtı. Dava reddedildi ancak dosya Türkiye AB üyesi değil diye kapatılmadı. Hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağı tartışıldı. Bu, Türk şirketlerinin somut hukuki dayanak ve zarar ortaya koyarak AB yargısının kapısını çalabileceğini gösteren önemli bir örnek. Dosyada görüşü bulunan İngiliz hukukçu ve yargıç Richard Plender da AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı bağlayıcı anlaşmaların Birlik hukukunda sonuç doğurduğu ve AB kurumlarını bağlayabileceği yaklaşımını ortaya koydu. İki hukukçu, yıllardır tekrarlanan “Gümrük Birliği güncellensin” talebinin tek başına yeterli olmadığını savunuyor. Çünkü güncelleme gerçekleşse bile geçmişte doğduğu ileri sürülen zararlar kendiliğinden silinmeyecek. Üstelik kapsam genişlediğinde AB içindeki onay süreçleri, anlaşmanın niteliği ve üye devletlerin yetkileri de devreye girebilir. Karar mekanizmasına katılmadan yükümlülükleri artırmak, Türkiye açısından yeni bir asimetri yaratabilir.😶
HİNDİSTAN ÖRNEĞİ
- İki hukukçunun verdiği Hindistan örneği ise tartışmayı soyut olmaktan çıkarıyor. AB, üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yaparken Türkiye bu müzakerelerde AB üyesi olarak karar verici değil. Ancak Gümrük Birliği nedeniyle ortaya çıkan ticari sonuçlar Türk şirketlerini etkileyebiliyor. Polonya’da faaliyet gösteren bir Türk şirketinde, Hindistan’dan temin edilen bazı ürünlerde yüzde 40-45’e ulaşabildiği belirtilen maliyet farkı buna örnek gösteriliyor. Buradaki öneri açık: Siyasi şikâyet değil, bilanço, navlun, gümrük, satış, pazar payı ve kârlılık verileri ortaya konulacak. Zarar bilimsel olarak hesaplanacak. Sonra hukuki sorumluluk ve illiyet bağı araştırılacak. Ardından da dava konusu yapılacak.
HUKUKİ MÜCADELE ZAMANI
Avukat Sarıibrahimoğlu’nun mesajı net: “Türkiye’nin yeni bir hak aramasına gerek yok; elindeki hakları kullanması yeterli. 2001’deki ihmallerin hesabı verilmeli, geçmiş zararlar bilimsel olarak hesaplanmalı ve şartları oluşan konular yargıya taşınmalıdır. Siyasi söylemler ve resepsiyon konuşmaları geçicidir; mahkeme kararları kalıcıdır. Türk iş dünyası için artık diplomatik sitem değil, hukuki mücadele zamanıdır.”