Fidan’ın Diyarbakır’da anlattığı 13 yıllık sır
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 11 Eylül günü Diyarbakır’da yaptığı konuşmayı bir daha dinledim.
Sonra altını çizerek birkaç kez okudum.
Tavsiye ediyorum:
“İmralı’ya villa yapılmış” türünden tahrikkâr ve magazinsel tartışmalar yerine;
Lütfen bu konuşmayı okuyun ya da dinleyin.
Tarihsel bir konuşma çünkü.
Türkiye’nin yakasına yapışan, sonra üzerinde karabulutlar halinde gezen terörün önünü arkasını anlatan;
“Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” nedir, tarihi perspektifiyle ortaya koyan;
Dahası;
13 yıl önce ilk denemesi yapılan bu sürecin neden başarılı olmadığını anlatan bir konuşma.
Özetler halinde yorumlayacağım;
Önce başlıktaki 13 yıllık sır cümlesine geliyorum... Ve bu tespiti ikiye bölüyorum:
1. “Uzun yıllardır siyasal şiddetin terör formunda Türkiye’de ve ötesinde yer bulması;
Türkiye’de cereyan eden siyasal gerçeklikle bir türlü senkronize olamaması;
Türkiye’de olanı değil de daha çok bölgede olması muhtemel krizlere bakan bir yaklaşım;
Bu mevcut sürecin hayata geçişini 13 yıl erteledi. Geciktirdi.”
Bu açılıştan sonra 13 yıllık gecikmenin asıl noktasına geliyor:
2. “Bizim ‘Geç olsun güç olmasın yeter ki güzel olsun’ diye bir sözümüz vardır. 13 yıl önce aslında bu konu çözülebilirdi. Suriye’den şu çıkar, Irak’tan bu çıkar diye imkânlara bakıldı. Aslında Türkiye’deki devlet, toplum bütünleşmesi ve demokratik devrimin değeri o dönem takdir edilmedi.”
İşte arkadaşlar kilit ve özet kavram budur.
“Demokratik Devrim.”
“Terörsüz Türkiye ve kardeşlik süreci”ni en net ve en cesurca anlatan kavram budur. 13 yıl önce, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde istikrar olmadığı için başarılamayan süreç.
Detaylarıyla anlatacağım.
Çok iyi biliyoruz ki;
Fidan’ın anlattığı “Demokratik Devrim”; 45 yıllık düşmanlığın, çatışmanın, kanın durması için yapılmaktadır.
(Bu noktada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin gösterdiği cesaret ve iradeye dikkat çekiyorum.)
Çünkü toplumun sinir uçlarındaki bütün provokasyon ihtimallerine karşı sabır ve cesaret gösterilmektedir.
Bu yüzden demokratiktir ve devrim niteliğindedir.