Husiler kimin adına savaşıyor? Mekke İttifakı’nın ilk büyük sınavı mı
Bir füzenin menzili kilometreyle ölçülür. Ama Ortadoğu’da bazı füzelerin siyasi menzili, teknik menzilinden çok daha uzundur.
Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik son saldırılarına da tam olarak böyle bakmak gerekiyor. Yemen’den fırlatılan füze sadece Suudi Arabistan’ı hedef almıyor. Bölgedeki dengeleri, hatta yeni bölgesel güvenlik mimarisini aynı denklemin içine sokuyor;
- Husiler gerçekte kimin adına hareket ediyor?
- Mekke İttifakı, Türkiye’ye ne kadar ileri gitme yükümlülüğü getiriyor?
- Türkiye, Suudi Arabistan’ı savunurken İran’la karşı karşıya gelmeden bu dengeyi sürdürebilir mi?
HUSİLER İRAN’IN VEKİL GÜCÜ MÜ
Husiler, yani Ensarullah, Yemen’in içinden çıkmış bir hareket. Kendi siyasi tarihi, toplumsal tabanı, Yemen’e ilişkin hedefleri ve karar mekanizmaları var.
Ancak yıllar içerisinde İran ile kurdukları askeri ve siyasi ilişki de inkâr edilemeyecek ölçüde derinleşti. İran’ın sağladığı askeri teknoloji, eğitim ve siyasi destek Husilerin kapasitesinin gelişmesinde önemli rol oynadı. Fakat buradan, “Tahran düğmeye basıyor, Husiler füzeyi atıyor” kadar doğrusal bir ilişki çıkarmak akademik olarak da stratejik olarak da sorunlu. Çünkü bir vekil aktör, onu destekleyen devletin bütün emirlerini yerine getiren bir askeri birlik olmak zorunda değil. Modern vekâlet savaşlarının en karmaşık tarafı tam da burada;
- Devlet ile devlet dışı aktörün çıkarları kesişebilir; ama her zaman örtüşmeyebilir.
- Husiler İran’dan destek alırken, kendi Yemen ajandalarını da yürütüyorlar.
- İran’ın bölgesel stratejisiyle önemli ölçüde çıkar ortaklığı bulunan ancak kendi karar kapasitesine de sahip silahlı bir aktör.
- Bu ayrım çok önemli. Çünkü Husilerin her saldırısını doğrudan İran saldırısı olarak kabul ederseniz verilecek karşılığın niteliği de değişir. Ve yerel bir çatışmayı çok hızlı biçimde devletlerarası savaşa dönüştürebilirsiniz.