SALDIRIYI KİM YAPTI?
Reuters’ın 17 Eylül’de yayımladığı habere göre ABD’li ve Çinli güvenlik uzmanları tam da bu tehlikeye dikkat çekiyor. Bir yapay zekâ sisteminin nükleer komuta sistemlerine müdahale ettiğini veya askeri bir siber operasyon başlattığını düşünün.
Çin gemisi vakası ise bunun artık yalnızca teorik bir tartışma olmadığını gösteriyor.
Yapay zekâ yanlış bilgi üretebilir. İnsan bu bilgiye güvenebilir. Askeri mekanizma harekete geçebilir. Zincirin sonunda ise iki ülke karşı karşıya gelebilir.
Üstelik yapay zekâ yarışı yalnızca teknoloji ve güvenlik dünyasının meselesi değil.
Devasa bir ekonomik ekosistem yaratıyor. Çip gerekiyor. Veri merkezi gerekiyor. Elektrik gerekiyor. Bakır ve kritik mineraller gerekiyor. Bütün bunlar için yüz milyarlarca dolarlık yatırım gerekiyor.
Dolayısıyla ABD ile Çin arasındaki yapay zekâ rekabetinin arkasında aynı zamanda enerji, maden, sermaye ve üretim kapasitesi mücadelesi var.
Nitekim Bessent-He görüşmesinde yapay zekânın yanında ticaret ve kritik minerallerin de masada olması tesadüf değil.
Reuters’a göre görüşmeler, 24 Eylül’de Washington’da yapılması planlanan Trump-Xi zirvesinin hazırlıklarının da bir parçası. Bu nedenle Trump ile Xi Jinping’in görüşmesine yalnızca yeni bir ABD-Çin zirvesi olarak bakmamak gerekiyor.
Masada ticaret, tarifeler, tedarik zincirleri ve kritik mineraller olacak. Ama artık bunların yanına çok büyük bir başlık daha eklenmiş durumda: YAPAY ZEKÂ.😳