Başka bir BM mümkün mü?
KOMPLO teorisyenlerinin en sevdiği sorulardan biri “Üçüncü Dünya Savaşı kapıda mı?”
Tarih, bize klişelerin aksine iki genel savaşın da bir günde çıkmadığını anlatır. O yüzden bu soruya kestirme bir yanıt vermek zor.
Ama ortada tartışmasız bir gerçek var. Yeni bir genel felaket durumunda eski dünya düzeni bugünkü şartlara cevap vermeyecek.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında benzer bir savaşın yaşanmamasının teminatı olarak kurulan Birleşmiş Milletler’in mevcut durumu işlevden uzak.
Peki tamiri mümkün mü?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün BM kürsüsünden dünyaya seslenmeden önce Bloomberg’e bu konuda bir makale yazdı. Uzun süredir dile getirdiği gibi Güvenlik Konseyi’ndeki beş daimî üyenin veto yetkisinin kaldırılmasını önerdi. Aynı zamanda Güvenlik Konseyi’ndeki sürekli üyelik sisteminin de değişmesi gerektiğini belirtti.
Bu konuda baskı arttıkça son zamanlarda Güvenlik Konseyi’nin daimî üyelerinden de değişik öneriler gelmeye başladı.
Örneğin Fransa, Meksika’yla birlikte “vetoyu sınırlamayı” öneriyor. Soykırım ve savaş suçları gibi durumlarda bu hakkın kullanılmaması gerektiğini söylüyor. Ancak bunu gönüllülük esasına göre yapmayı tavsiye ediyor.
Tabii açıkçası bu bir reformdan ziyade Fransa’nın kendi daimî üyeliğini korumak için sisteme yapılmasını önerdiği bir makyaja benzetilebilir.
Yakın geçmişte Cezayir’dekine benzer bir operasyona giriştiğinde Fransa’nın kendisine karşı yaptırımlar için veto hakkını kullanmayacağını düşünmek safdillik olur.
Güvenlik Konseyi’nin diğer daimî üyelerinden İngiltere de son zamanlarda BM’de bir reform arayışı içinde.
Birleşik Krallık “kademeli bir reform” öneriyor. Daimî üye sandalyelerini kaldırmak yerine artırma fikrini öne sürüyor. Almanya, Brezilya, Hindistan, Japonya ve bazı Afrika ülkelerinin daimî üye yapılmasını istiyor. Ancak yeni daimî üyelere veto hakkı verilmemesi gerektiğini, 5 ülkenin veto hakkının korunması gerektiğini savunuyor. Bu öneri de köklü ve eşitlikçi bir reformdan uzak.
Türkiye, İtalya, Kanada ve İspanya’nın da aralarında olduğu 12 ülkenin oluşturduğu Uzlaşma İçin Birlik (UfC) hareketi bu iki fikrin de karşısında. Bu hareket “Güvenlik Konseyi büyüsün ama mevcut daimî üyeler kulübü genişlemesin” önerisini yapıyor. Güç cepheleşmesini kırarak daha eşitlikçi bir model öneriyor.
Ancak bugün BM açısından en büyük sorun en kuvvetli daimî üyeler durumundaki ABD, Rusya ve Çin’in kendi arasındaki çatışma ve rekabeti.
Bir yanda Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı güvenlik riski diğer yanda büyük ekonomik çatışma, BM’nin işleyişini kilitlemiş vaziyette. Üç ülke de avantajı diğerinin lehine değiştirecek bir hamleye tahammülsüz vaziyette.