RENK KADAR KUMAŞ DA ÖNEMLİ
Renk konuşurken çoğu zaman yalnızca tona odaklanıyoruz. Oysa aynı renk farklı bir kumaşın üzerinde bambaşka bir karakter kazanabiliyor. Bordo kadifede daha dramatik, yünde daha sakin, deride ise daha güçlü görünebilir. Çikolata kahvesi kaşmirde yumuşak ve lüks, süette daha doğal bir etki yaratır. Bu yüzden yalnızca “Hangi renk” diye değil, “hangi kumaşta” diye de düşünmek gerekiyor. Bir rengi asıl değerli kılan bazen tonundan çok, üzerinde yaşadığı dokudur.
RENGİ NASIL KULLANACAĞIZ?
Yeni sezon renklerini giymek için gardırobumuzu tamamen değiştirmemize gerek yok. Siyah pantolonu bordo bir gömlekle, ekru trikoyu petrol yeşili bir ceketle, klasik camel paltoyu mor bir çantayla tamamlayabiliriz. Önemli olan bütün trend renkleri aynı anda kullanmak değil. Kendi tenimize, hayatımıza ve stilimize yakın olan tonu seçmek. Moda artık bize “Bu sezon bu rengi giyeceksin” demekten çok, “Bu renklerden hangisi senin” diye soruyor.
BENİM GÖZÜMDEN...
FW26/27 sezonunun renk hikâyesi bana göre iki farklı ihtiyacın buluşması. Bir tarafta güven veren kahveler, bordolar ve doğal yeşiller var. Diğer tarafta bizi alıştığımız yerden çıkaran morlar, parlak kırmızılar ve chartreuse tonları... Moda sanki bir yandan sakin kalmak, diğer yandan yeniden heyecanlanmak istiyor. Ben bu sezonun paletini tam da bu nedenle seviyorum. Çünkü bize tek bir renk hikâyesi anlatmıyor. Bazen çikolata kahvesi kadar güvenli. Bazen elektrik moru kadar iddialı. Ama her durumda daha kişisel.🤨
BU sezon gardırobuma üç parça ekleyecek olsam; iyi kalıplı çikolata kahvesi bir blazer, kaliteli bir petrol yeşili triko ve koyu bordo bir çanta seçerdim. Koleksiyonun temelini ekru, kömür grisi ve gece lacivertiyle kurar; mor ya da chartreuse’u birkaç özel parçada kullanırdım. Çünkü güçlü bir gardırop her trendi taşıyan değil, doğru rengi doğru parçada buluşturan gardıroptur. Ve bazen stil, moda olan rengi giymek değil; moda olan renklerin içinden kendimize ait olanı bulmaktır.