‘ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR’A UZANAN İSTİHBARAT HİKÂYESİ
Sovyet gizli servisi NKVD’nin Hemingway’e ilgisinin izleri 1935 yılına kadar gidiyor.
O yıl Florida Keys’i vuran büyük kasırgada 250’den fazla Birinci Dünya Savaşı gazisi hayatını kaybetti. Hemingway felaket bölgesine giderek gördüklerini New Masses dergisinde “Who Murdered the Vets?” – “Gazileri Kim Öldürdü?” – başlıklı sert bir yazıyla anlattı.
Roosevelt yönetimini hedef alan bu yazı, Hemingway’in 1930’ların ortalarında Amerikan yönetimine yönelik eleştirilerinin en çarpıcı örneklerinden biriydi. Reynolds’a göre bu dönem aynı zamanda Sovyetlerin Hemingway’e ilgisinin başlangıç noktasıydı.
Ardından İspanya İç Savaşı geldi.
Hemingway İspanya’da açık biçimde antifaşistti ve Cumhuriyetçi cepheden yana tavır aldı. Hitler Almanya’sı ve Mussolini İtalya’sı, Franco güçlerini desteklerken Sovyetler Birliği Cumhuriyetçilerin en önemli dış destekçilerinden biri olmuştu.
Hemingway’in İspanya’da yakınlaştığı kişiler arasında Sovyet istihbaratının önemli isimlerinden Alexander Orlov da bulunuyordu. Orlov, NKVD’nin İspanya’daki etkili görevlilerinden biriydi. Hatta Hemingway’in 1937 güzünde komünist gerillalarla birlikte dört gününü geçirdiği kasaba olan Alfambra’ya ziyaretini kolaylaştırmıştı.
Hemingway’in İspanya’da yaşadıkları ve tanıklıkları birkaç yıl sonra, 1940’ta yayımlanan Çanlar Kimin İçin Çalıyor’un dünyasına taşınacaktı.
Romanın merkezindeki savaş, gerilla ve sabotaj atmosferinin arkasında Hemingway’in İspanya’da bizzat yaşadığı günler vardı.😶
‘KAHROLASI BİR HAİN’ DEĞİLDİ
Kendi deyimiyle Hemingway “kahrolası bir hain” değildi. Amerika için her an savaşmaya hazırdı.
Bunun en ilginç örneklerinden biri İkinci Dünya Savaşı sırasında Küba’da kurduğu “Crook Factory” adlı gayri resmî istihbarat ağıydı.
Arkadaşlarından ve tanıdıklarından oluşan ekip, Küba’daki Alman ve İspanyol çevrelerinde şüpheli gördükleri faaliyetleri izleyerek Amerikan makamlarına bilgi aktarıyordu.
Profesyonel bir istihbarat örgütünden çok Hemingway’in kişiliğini yansıtan amatör bir operasyondu.
Bir başka olağanüstü hikâye teknesi Pilar’la ilgili.
Hemingway, Alman denizaltılarını tespit etmek amacıyla Pilar’la Karayipler’de devriyeye çıkıyordu. Amerikan makamlarının bilgisi ve desteğiyle yürütülen bu girişimde teknesinde silah ve başka malzemeler de taşıyordu.
1944’te Avrupa’ya geçtiğinde Hemingway yine yalnızca gazeteci gibi davranmadı.
Fransa’daki Amerikan birlikleriyle hareket etti, direnişçilerle bağlantılar kurdu. Savaş muhabiri statüsünün sınırlarını zorlayacak ölçüde askerî faaliyetlerin içine girmesi Amerikan ordusunun da dikkatini çekti.
Sovyetlerin “Argo”su, Amerikan istihbaratına çalışan amatör casus, denizaltı avcısı, savaş muhabiri...
Ama bütün belgelerden geriye aynı soru kalıyor:
Ernest Hemingway gerçekten casus muydu, yoksa hayatını da romanları gibi yaşayan bir yazar mıydı?