Bu açıdan İngiliz yıldız bence eskiden Clint Eastwood ve Charles Bronson’ın rol aldığı yapımların izini sürüyor. Canlandırdığı karakterlerin geçmişi genellikle karanlık ve hüzünlü oluyor. O da sert, sessiz görünen ve işini konuşmak yerine eylemleriyle halleden bir kimlikle karşımıza çıkıyor.
Girişte konusunu özetlediğim ‘İsyan’ (Mutiny), Statham’ın sinemasal profilini tanımlayan neredeyse tüm özelliklere sahip bir yapım olmuş. Büyük bir kargo gemisinde geçen öyküde ana karakter, iyilerin tarafında olan Angie’yi yanına alarak hem kaptan ve eli silahlı mürettebatıyla mücadele ediyor hem de kaçak göçmenlerin hayatta kalması için uğraş veriyor. Artemis koca bir gemi ve içinde birçok gizli bölme, saklanacak köşe var. Kaptan köşkü, havalandırma boruları, merdivenler, geçişler derken bir aksiyon filmine yeterince malzeme ve arka plan sunuyor. Statham’ın canlandırdığı Cole Reed de bu zengin tedarik zincirini (!) değerlendirerek karşısına çıkan kötüleri çeşitli aksiyonel faaliyetler ve cisimlerle oyun dışı bırakıyor: Bazen tabanca ve otomatik tüfek, bazen bıçak, kanca ve zıpkın benzeri alet edevat kullanıyor.
‘İsyan’, Jason Statham ismini görerek salonun yolunu tutacak seyircinin beklentilerine fazlasıyla cevap veriyor. İngiliz yıldız canlandırdığı karakter vasıtasıyla film boyunca tek kişilik şov yapıyor. Yine az konuşuyor, sert ve mesafeli takılıyor, her zor durumda bir şekilde çözüm üretiyor ve kötülere haddini bildirerek intikamını alıyor. Annabelle Wallis, Angie karakterinde Statham’la uyumlu bir ikili oluşturuyor ama gemiye neden zoraki bir ‘üçüncü kaptan’ olarak eklendiği muamma. Ama olsun, bu pek de rahatsız edici bir durum değil! Roland Møller de Kaptan Marko Madsen rolünde göz doldurucu bir ‘kötü adam’ portresi çiziyor.
Filmin yönetmen koltuğundaysa Jean-François Richet oturuyor. Fransız sinemacı daha çok bir önceki çalışması, Gerard Butler’lı ‘Uçak’ filmiyle (Plane/2023) tanınsa da bence en önemli yapıtları ‘Halk Düşmanı’ lakaplı Fransız gangster Jacques Mesrine’in hayatından kesitler aktardığı ‘L’instinct de mort’ ve ‘L’ennemi public No 1’dü (yapım tarihleri ikisinin de 2008’di). Richet ‘İsyan’da da Jason Statham gibi bir aksiyon değerini son derece işlevsel ve verimli bir şekilde kullanmış.
Toparlarsak; alabildiğine kanlı ve adrenalin yükseltici bir film var karşımızda, türünün sevenleri ve Jason Statham hayranları kaçırmasın derim...
◊ Harper ve Charlie yeni bir gelecek kurma umuduyla evlerinden ayrılıp yeni bir şehre taşınır. Harper şeflik kariyerinin peşinden tutkuyla giderken Charlie kendi yolu konusunda belirsizlik yaşar ve giderek partnerinden kopmaya başlar. Birbirlerinden uzaklaşmaya doğru yol alan çift, aşkın her şeye rağmen yeterli olup olmadığını sorgulayacaktır. Tom Dean ve Mac Eldridge ikilisinin yönettiği ‘Charlie&Harper: Her Şeye Rağmen’de (Charlie Harper) başrolleri Emilia Jones ve Nick Robinson üstleniyor. Kadroda Nicholas Cirillo, Virginia Tucker, Sebastian Delascasas da var.
◊ Haftanın menüsündeki diğer yapımlar şöyle: ‘Damat Mektebi’ (Yön: M. Hakan Kurşun), ‘Üç Harfliler: Mühür’ (Yön: Mert Uzunmehmet), ‘Kahraman Köpek Charlie’ (Charlie The Wonderdog/Yön: Shea Wageman), ‘Kartopu Oyunları’ (North: An Epic Journey of Friendship/Yön: Bente Lohne), ‘Prenses ve Şövalye: Yaşam İksiri’ (How to Save the Immortal: Elixir of Life/Yön: Roman Artemyev), ‘Kediler Firarda: Mısır Operasyonu’ (Cats In The Museum: Treasures of Egypt/Yön: Vasiliy Rovenskiy), ‘Kristal Gezegen: Yeni Dünya’ (The Crystal Planet/Yön: Arsen A. Ostojic).
◊ Bu hafta ayrıca 2019 yapımı ‘Avengers: Endgame’ (Yön: Anthony ve Joe Russo) de tekrar vizyona giriyor.