Ressam, yönetmen, müzisyen Mehmet Güreli: ‘Serkeş bir Vagabond*’ olmaya çalıştım
Çocukluğu sokaklarında Yeşilçam filmlerinin çekildiği Cihangir’de geçiyor. Evde dayısı Salah Birsel’in yazar arkadaşlarıyla, kütüphanesinde sinema dergileriyle haşır neşir oluyor. Bir yandan resim bir yandan müzik yapıyor. Tutkuları arasında bir seçim yapmadan hepsiyle bir hayat yolu yürüyor; “Serkeş bir ‘vagabond’ olmaya çalıştım!” diyor. Yazar, müzisyen, yönetmen, ressam Mehmet Güreli ile beraberiz…
Mehmet Güreli sanatın her alanında var olan bir isim; edebiyat, müzik, sinema, resim… Kariyerinin ne zaman başladığını tespit etmek çok zor. Hangi dal ile başlayıp nasıl devam ettiğinin takibi de bir bulmaca gibi, zira hep çok yönlü olmuş. Bizim kapısını çalma vesilemiz en güncel etkinliği; dün Teşvikiye’deki ‘Patan Art Gallery’de açılan yeni sergisi: ‘Belki De Bir Düş.’ Onu sergi öncesi, evde galerinin kurucusu Elif Patan ile resim seçerken buluyoruz. Patan, “Güreli resimleri için ‘Film karesi gibi’ derler hep ama aslında tuvalin başına geçene kadar ne çizeceğini bilmez, eserler serbest çağrışımla gelir” diyor. Güreli espriyle, “Çekemediği filmlerin resimleri derler!” diye araya giriyor: “Düş nerede başlıyor, nerede bitiyor bilmiyoruz. Çevremizdeki insanlar, dostlar, okuduğunuz kitaplar, izlediğiniz filmler… Hayat bir kurgu değil; karşılaştığımız ve temas ettiğimiz her şey bir hikâyeye dönüşüyor.” Kapı aralanıyor ve Güreli’nin hikâyesine en baştan adım atıyoruz…🤫