SALAH BİRSEL’İN KÜTÜPHANESİ
Ünlü misafirler dışında evde kalıcı bir hazine de var; dayısının kütüphanesi… Güreli, “Anneannem okuma bilir ama yazma bilmezdi. Bana beş yaşımda okumayı öğretmişti” diye anlatıyor: “Sinemaya çok merak sarmıştım. Ailece sinemaya ve tiyatroya gidilirdi. Dayımın kütüphanesinde sinema dergilerini karıştırırdım. Bütün yönetmenleri not ettiğim defterim vardı. 11 yaşımda Kirk Douglas’a mektup yazmıştım. Universal Stüdyoları’ndan Douglas’ın imzalı resmi gelmişti. Bütün mahalle yıkılmıştı! Cihangir’in de güzel zamanlarıydı. Geceleri dar sokaklarda Yeşilçam filmleri çekilirdi. Bütün semt bir plato gibiydi. Göksel Arsoylar, Nilüfer Aydanlar… Orhan Günşiray’ı hatırlıyorum; kapımızın önünde oturmuş çocuklarla sohbet ediyor… Bütün Cihangir, film ekibiyle sokaklarda oturur her şeyle ilgilenirdi.”
Mehmet Güreli, Sümerbank’ta çalışan bir anne ile ticaret yapan bir babanın iki çocuğundan biri olarak 1949 yılında dünyaya geliyor. Aile, Tünel’de oturuyor. İki yaşındaki Mehmet, D vitamini eksikliği sebebiyle raşitizm hastalığına yakalanınca yürüme zorluğu çekiyor. Bunun üzerine aile, anneanne ve yazar dayı Salah Birsel ile hep beraber Cihangir’de başka bir daireye taşınıyor. Güneşe kavuşan Mehmet Güreli iyileşiyor. Bu yeni semt ve evde büyük bir zenginliğe kavuşuyor: “Dayım Salah Birsel’in eve bir sürü arkadaşı gelir giderdi; Sait Faikler, Oktay Akballar, Behçet Necatigiller…”
Mehmet Güreli, Sümerbank’ta çalışan bir anne ile ticaret yapan bir babanın iki çocuğundan biri olarak 1949 yılında dünyaya geliyor. Aile, Tünel’de oturuyor. İki yaşındaki Mehmet, D vitamini eksikliği sebebiyle raşitizm hastalığına yakalanınca yürüme zorluğu çekiyor. Bunun üzerine aile, anneanne ve yazar dayı Salah Birsel ile hep beraber Cihangir’de başka bir daireye taşınıyor. Güneşe kavuşan Mehmet Güreli iyileşiyor. Bu yeni semt ve evde büyük bir zenginliğe kavuşuyor: “Dayım Salah Birsel’in eve bir sürü arkadaşı gelir giderdi; Sait Faikler, Oktay Akballar, Behçet Necatigiller…”