Dikişe dökülen şiir: Medine Yılmaz Vintage
Naz Ersoy ile Başkent Panoraması’nda bu ayki konuğum uzun yıllardır tanıdığım ve moda yolculuğuna yakından şahit olduğum Medine Yılmaz Vintage. Medine’yle yıllar içinde defilelerinden koleksiyonlarına, moda üzerine sohbetlerimizden paylaştığımız keyifli anlara kadar pek çok kez bir araya geldik. Bu nedenle bu röportajın benim için ayrı bir yeri var. Vintage’ın zarafetini ve zamansızlığını Medine’nin hikâyesiyle buluşturduğumuz sohbetimizi sizlerle paylaşıyorum. Keyifli okumalar.
Medine Yılmaz kimdir? Gelinlik tasarımına uzanan hikâyeniz nasıl başladı?
Ben, hayalleri kumaşlara, duyguları formlara dönüştürmeyi seçmiş bir tasarımcıyım. Kumaşların dokusuna, dikişin zarafetine ve geçmişin ruhuna ilgim çocukluk yıllarımdan beri vardı. Gelinlik benim için yalnızca bir kıyafet değil, bir kadının hayatındaki en özel anlardan birinin simgesi.
Vintage gelinlik Türkiye’de henüz çok bilinir değilken bu alana yönelme cesaretini nereden aldınız?
Bu cesaret aşktan ve inançtan geldi. Herkes birbirine benzeyen modeller üretirken geçmişin zarafetinde farklı bir asalet gördüm. 1920’lerin siluetleri, 1950’lerin korsajları ve el işçiliği danteller beni etkiledi. Bir akımı takip etmek yerine inandığım zarafetin peşinden gittim.🤫