FİLTRESİZ İSTANBUL BÖYLE ÇOK GÜZELSİN
HOLLYWOOD’un İstanbul’a bir türlü yakıştıramadığı bir şey var:
Kendi renkleri!
Kamera bu coğrafyaya döndü mü sanki üzerine toz çökmek zorunda.
Sarı, soluk, kumlu...
Ortadoğu’yu anlatırken kullandıkları o hazır görsel kalıba illa bizi de sığdıracaklar ya!
Boğaz’ın mavisi bile fazla geliyor...
Rami Malek’in “Amatör” filminin fragmanında da İstanbul’u kasvetli tonlara boyamışlardı. O görüntüler epey tepki çekmişti hatırlarsanız.
Şimdi bir de şu Boğaz’a bakın!
Deniz turkuaz.
Vapurlar suyun üzerine beyaz çizgiler çekiyor.
Galata da yerli yerinde.
İstanbul, o kasvetli tasvire kartpostal göndermiş sanki:
“Bir de beni böyle çek!”
Bu rengin sebebi, denizdeki mikroskobik canlıların çoğalması ve ışığın da farklı yansıması. Yani renk ayarı doğadan.
Şehrin derdi yok mu?
Çok.
Trafiği, kalabalığı, betonlaşması...
Ama bunları anlatmak için bile İstanbul’un rengini elinden almaya gerek yok.
Hollywood’un filtre bütçesi kendine kalsın.
İstanbul’un bir vapur camından görünen hali yeter.