Borsada günah bireysel ceza kolektif olmasın
FON soruşturmalarının ardından Borsa İstanbul’da yaşanan satışların maliyetini artık daha somut göre biliyoruz.
16 Eylül’den sonra borsadaki şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 6 trilyon lira azaldı.
Bu rakamı özellikle bir kenara yazıyorum.
Çünkü fon krizi yaklaşık yarım milyon yatırımcıyı doğrudan etkiliyor. 100’den fazla fondan, yaklaşık 20 milyar dolarlık bir büyüklükten söz ediyoruz.
Ama piyasaya güvensizlik yayıldığında bilançosu sağlam şirketin hissesi de düşüyor.
Emeklilik fonları, küçük yatırımcı, şirketlerin gelecekte sermaye piyasalarından kaynak bulma maliyeti de etkileniyor.
Yani bir yerde yapılan manipülasyonun faturası dönüp dolaşıp hiç ilgisi olmayan insanların cebine kadar ulaşıyor.
Finans piyasalarında günah bireysel olabilir; ceza bazen kolektif kesiliyor maalesef...
Son günlerde çevremde borsaya yatırım yapan insanlarla konuşuyorum.
Birçoğundan aynı cümleyi duyuyorum.
“Piyasa biraz düzelsin, elimdeki şirket değerine gelsin, satacağım. Bir daha da borsaya girmeyeceğim.”
Haksızlar diyemiyorum.
Ama tam tersine, Türkiye’nin borsaya bakışını değiştirmesi gerektiğine inanıyorum.
Borsa bir kumar masası değil.
Hisse aldığınızda aslında bir şirkete ortak oluyorsunuz.
Amerika’da çocuğu doğduğunda onun adına hisse alan, fon biriktirmeye başlayan aileler var. Çocuk büyürken portföyü de onunla birlikte büyüyor.
Manipülasyon yapan varsa ortaya çıkarılmalı, suç işleyen cezasını çekmeli, mağdur edilen yatırımcının hakkı korunmalı.
Ama asıl mesele bundan sonrası.
Türkiye’nin insanların parasını yıllarca güvenle tutabileceği bir sermaye piyasası yaratması gerekiyor.
Bir anne babanın çocuğu doğduğunda geleceği için gönül rahatlığıyla hisse alabilmesini bu ülke sağlamalıdır.