BİR TARAF TOSKANA’DA BİR TARAF HADIMKÖY’DE
BENİ asıl şaşırtan bir başka ayrıntı oldu.
Burak Çelet; deriden değil, bakterilerden söz etmeye başladı.
Yeni girişimlerinin adı Nuera.
ABD’de kurulu Gözen adlı biyoteknoloji girişiminin geliştirdiği Lunaform isimli malzemenin dünya pazarlarına ilişkin lisansını almışlar.
Lunaform, bakterilerin rol aldığı bir biofabrikasyon yöntemiyle üretilen nano-selüloz bazlı organik bir materyal.
Deriye alternatif olmadan deri gibi fonksiyon gösterebilecek yeni nesil sürdürülebilir malzemelerden biri.
Ayakkabıdan çantaya, hazır giyimden mobilyaya, hatta otomotive kadar uzanan kullanım alanları üzerinde çalışılıyor.
Çelet’e sordum.
“Derinin yanı sıra kullanılabilecek sürdürülebilir yeni nesil bir malzemeye mi yatırım yapıyorsunuz?”
Özetle şunu söyledi.
“Çünkü dünyanın nereye gittiğini görmek zorundayız.”
Nuera’nın pilot üretimi İstanbul’da, Hadımköy yakınlarında yapılıyor. Şimdilik ölçek küçük. Beş üretim odası var. Bir odadan yaklaşık 55 metrekare malzeme çıkıyor. Haftalık üretim yaklaşık 275 metrekare. Yıllık kapasite 15 bin metrekare civarında.
Bunlar henüz küresel deri endüstrisinin rakamlarıyla karşılaştırılabilecek büyüklükler değil.
Ama ben başka bir fotoğrafa bakıyorum.
Bir tarafta Toskana’da yüzlerce yıllık deri zanaatkârlığının ortasında bir fabrika...
Öte tarafta İstanbul’da bakteriler kullanılarak yeni bir malzemenin üretildiği pilot tesis...
Milano’daki zirvenin adı “Yollar ve Kökler”di.
Tesadüfen güzel bir metafor çıktı karşıma.
Poppi kökleri temsil ediyor.
Hadımköy ise yeni yolu.😉