Washington’da asıl anlaşma: ABD ve Çin birbirlerini yenemeyeceklerini mi kabul ediyor?
Washington’da geçen haftaki görüntülere bakınca Trump’ın sevdiği türden büyük bir diplomatik sahne gördük; kırmızı halı, askeri tören, savaş uçakları, Trump ile Şi Jinping’in yan yana verdiği fotoğraflar.
Ama bu zirveyi anlamak için fotoğraflardan biraz uzaklaşmak gerekiyor. Benim bu zirveden çıkardığım temel sonuç şu; Amerika ve Çin birbirlerini yenemeyeceklerini değilse bile, birbirlerini kısa vadede sistem dışına itemeyeceklerini kabul etmeye başlıyorlar:
m Kontrolsüz rekabetin maliyetinin, yönetilen rekabetten çok daha yüksek olduğunu görüyorlar.
m Bu nedenle Washington’da büyük bir barış anlaşması yapılmadı. Yeni bir Amerikan-Çin ittifakı kurulmadı. Fakat iki büyük güç arasında başka bir mimarinin ilk taşları yerleştiriliyor gibi: Yönetilen rekabet.
BU TANIMA DİKKAT
İki ülkenin üzerinde durduğu diplomatik formül önemli: Yapıcı bir stratejik istikrar ilişkisi.
- Ticaret, yatırım kurulları, tarım çalışma grubu, kritik mineraller müzakeresi, yapay zekâ —iki tarafın yeni terminolojisiyle “süper zekâ”— diyaloğu ve kullanılacak iletişim kanalı, askeri temasların artırılması arayışı, liderlerin birbirlerinin ev sahipliği yapacağı büyük uluslararası zirvelere katılma niyetleri...
- Tüm bu başlıklar “Washington ve Pekin rekabeti kurumsallaştırmaya çalışıyor” tespitini öne çıkarıyor.
- Burada önemli bir nokta var; kurum oluşturmak dostluk göstergesi değildir. Bazen tam tersidir. Soğuk Savaş’ta Washington ile Moskova arasındaki doğrudan iletişim hatları iki ülke birbirine güvendiği için kurulmadı. Birbirlerine güvenmedikleri için kuruldu. Bugün ABD ile Çin arasında yapay zekâ kaynaklı olaylar için iletişim mekanizması kurulmasının mantığı da buna benziyor.
- Bu da bizi zirvenin birinci paradoksuna götürüyor. İşbirliği artıyor çünkü rekabet azalıyor değil, aksine rekabet tehlikeli hale geliyor.