ASIL PAZARLIK: ZAMAN
Trump’ın Washington’da ne istediğini anlamak zor değil. Amerikan çiftçisine pazar, enerji sektörüne sipariş, tedarik zincirlerinde rahatlama, kritik minerallere erişim, İran ve diğer krizler devam ederken Pasifik’te ikinci bir sıcak cephe açılmaması. Yani Amerikan seçmenine gösterebileceği ekonomik sonuçlar. Peki Şi ne istiyor? Bence zaman... Çin ekonomisini yeniden dengelemek, teknolojik kapasitesini geliştirmek, yarı iletkenlerde dışa bağımlılığı azaltmak, nadir topraklardaki avantajına tam stratejik güce dönüştürmek, yapay zeka ekosistemini büyütmek, ekonomik sorunları yönetebilmek için zaman. İki liderin çıkarları tam burada kesişiyor. Trump istikrar, Xi zaman istiyor.
MASANIN ALTINDAKİ DOSYA: TAYVAN
Şimdi zirvenin en kritik bölümüne gelelim. Çin’in resmi açıklamasında Tayvan var, hem de güçlü biçimde. Şi’nin mesajı açık: Tayvan bağımsızlığına karşı çıkın. Konuyu dikkatli yönetin.
- Çin açısından Tayvan, ikili ilişkilerin sıradan başlıklarından biri değil, egemenlik meselesi.
- Peki Amerikan sonuç belgesine baktığınızda ne görüyorsunuz? Tayvan yok.
- Washington zirvesinin en önemli diplomatik sessizliklerinden biri bu. Pekin, kendi kamuoyuna “Tayvan’ı masaya koydum” demek zorunda. Washington ise herhangi bir taviz görüntüsünün yaratacağı zincirleme etkiyi biliyor.
- Bu durum “Trump, Tayvan dosyasını Çin’le yapacağı daha büyük bir pazarlığın parçası olarak görüyor mu? Ve eğer görüyorsa sınırı nerede?” sorusunu sorduruyor.
- Trump başkanlığının en belirgin özelliklerinden biri dış politikayı kişisel lider diplomasisi ve pazarlık üzerinden yürütmesi. Bunun avantajı var. Tıkanmış sistemleri hareket ettirebiliyor. Liderden lidere çözüm üretebiliyor. Fakat ciddi bir kırılganlığı da beraberinde getiriyor, çünkü onunla masaya oturanların aklında şu soru oluyor: Uzun vadeli Amerikan stratejisi mi geçerli, yoksa Başkan’ın bir sonraki pazarlığı mı?
- Bu nedenle eğer Tayvan’a yapılacak silah satışı başka bir başlık karşılığında pazarlığa açılırsa bölgede herkes kendi dosyasını düşünmeye başlar. Bununla birlikte Trump’ın hareket alanını sınırlayan Amerikan kurumlarını da unutmamak gerekiyor. ABD-Çin ilişkisini yalnızca Trump-Şi kişisel ilişkisine indirgemek hata olur.