Kısacası başlığımız belli: Somer Şef de kebapçı oldu. “Evet, kebapçı oldum ve bununla gurur duyuyorum” diyor, “Kebapçı, pideci, baklavacı. ‘Bir şeyci’ olabilmeyi çok değerli buluyorum, bence Türkiye’de en büyük şansımız o, ustalığa buradan gidiyorsun. Şeflikte hiçbir zaman o seviyeye ulaşamıyorsun çünkü her gün, her şey değişiyor, trend peşinde koşmak zorundasın. Biraz da bu oyundan çıkmak istedim” diye ekliyor.
Sohbetin sonunda, başta aklımdan geçen “İddiası küçülüyor mu?” sorusuna başka türlü bakıyorum artık. Şefin yıllar önce Türk mutfağının çeşitliliğini göstermek için başlattığı uluslararası yolculuk, şimdi çok iyi bildiğimizi düşündüğümüz tatların incelikleri üzerinden yürüyor. Etin seçimi, sakatatın işlenişi, ateşin ayarı, mezenin kıvamı. Kimi zaman bir künefe ustası, kimi zaman bir ciğerci burada düzenlenecek atölyelerin başına geçecek, yılların biriktirdiği bilgiyi, aynı ateşin başında yeni ellere aktaracak. Zaten Somer Şef’e de böylesi bir kebapçı yakışırdı.😉