EN GÜÇLÜ KALKANIMIZ: BİRBİRİMİZ
Belki de en önemlisi, bu dönemi yalnız geçirmemek. Sosyal destek, stresin sağlığa etkisine karşı en güçlü kalkanlarımızdan biridir. Bu olaydan etkilendiyseniz arkadaşlarınızla, akrabalarınızla bol bol vakit geçirin, dertleşin. Yaşadıklarınızı paylaşmaktan ve destek istemekten çekinmeyin, kendinizi ayıplı gibi hissetmeyin. Bir yakınınız etkilendiyse onu yargılamadan dinleyin. “Ne düşünüyordun?” gibi iyi niyetli sorular bile suçlama gibi hissettirebilir. Yanında olduğunuzu hissettirin, uykusuna ve sağlık şikâyetlerine dikkat edin, gerekirse doktora birlikte gidin.
SUÇ SİZDE DEĞİL YALNIZ DA DEĞİLSİNİZ
Finansal mağduriyet yaşayan insanlarda en sık görülen duygulardan biri kendini suçlamadır. Araştırmalar, bu tür kayıplardan sonra kaygı ve depresyonun yanında utanç ve kendini suçlamanın da çok yaygın olduğunu gösteriyor. “Neden fark etmedim?”, “Neden oraya yatırdım?” gibi sorular zihinde dönüp durur. Oysa kendini suçlamak stresi derinleştirir ve yardım istemeyi geciktirir. Bazı gelişmelerin bireyin kontrolü dışında olduğunu kabul etmek, zihnin yükünü hafifletmenin ilk adımıdır. Bugün aynı durumu 455 binden fazla insan yaşıyor. Bu, tek tek kişilerin hatası değil, toplumun büyük bir kesimini aynı anda etkileyen bir olay. Bunu bilmek bile yükü bir nebze hafifletebilir.
Bu dönemde kendinize şefkatli olun. Aynı durumu yaşayan bir yakınınıza nasıl davranırdıysanız, kendinize de öyle davranın. Odağınızı değiştirmeye çalışın. Kontrolünüzde olmayan süreci zihninizde tekrar tekrar yaşamak yerine, kontrolünüzde olan şeylere, uykunuza, sağlığınıza ve sevdiklerinize yönelin. İnancınıza ve alışkanlıklarınıza göre meditasyon, namaz, dua, nefes egzersizleri ya da olumlu telkin gibi zihni sakinleştiren uygulamaları gündeminize alın; bunlar zihnin sürekli açık kalan alarmını kısmanın etkili yollarıdır. Yaşanan kayıp bir kez yaşandı; onu her gün zihninizde yeniden yaşamayın.