Kadehin birkaç milimetrelik sırrı
30 yılı aşkın süredir profesyonel olarak binlerce kadehi elinden geçiren Sabiha Apaydın Gönenli, bu kez masanın öteki tarafına geçti ve NUDE için kendi kadeh koleksiyonu Sera’yı tasarladı. Sera yalnızca üç parçadan oluşuyor. Ama arkasında dudaktan ele, masadaki alandan içeceğin aromasına kadar düşünülmüş şaşırtıcı bir matematik var.
Bir kadehin iyi olup olmadığını anlamak için içine bir şey koymanıza bile gerek yokmuş. Önce ağız kenarına bakın. Sonra elinize alın. En son da masaya koyun. Sabiha Apaydın Gönenli’nin bana verdiği en pratik üçlü test bu.
30 yılı aşkın süredir içecek dünyasının içinde. Restoran yönetmiş, servis ekipleriyle çalışmış, eğitimler vermiş; meslek hayatı boyunca sıradan birine göre yüzlerce kat fazla kez eline kadeh almış. Şimdi ilk kez kullanan taraftan tasarlayan tarafa geçti. Şişecam’ın global tasarım markası NUDE ile birlikte geliştirdiği yeni Sera Koleksiyonu, biri daha geniş olmak üzere iki ayaklı kadeh ve bir ayaksız bardaktan oluşuyor. Koleksiyon geçen ay tanıtıldı. NUDE Sera farklı içeceklere ve kullanım anlarına uyum sağlayabilecek üç temel form üzerine kurulmuş.
Beni bu hikâyede en çok ilgilendiren yeni bir kadeh koleksiyonuyla
30 yıllık kullanım tecrübesinin bir objenin birkaç milimetresine nasıl dönüştüğü oldu. Sabiha’nın tasarıma yaklaşımı profesyonel servis geçmişinden geliyor. Bir kadehe tek başına bakmıyor; yanına tabağı, su bardağını, çatal-bıçağı, hatta aynı masada oturan diğer insanları da koyuyor. Çünkü vitrinde heykel gibi duran devasa bir kadeh, dört kişinin yemek yediği gerçek bir sofrada birden son derece kullanışsız hale gelebiliyor. “Tek bir şey söylemem gerekirse oranlar derim” diyor. Çanağın hacmi, sapın uzunluğu ve tabanın genişliği birbirinden bağımsız değil. Birini değiştirince diğerleriyle kurduğu ilişki de değişiyor.