BU KADAR ÖZENMEYECEKTİK
BEN nazara fena halde inanırım.
Derin Mermerci’nin yalısına vapur çarptığını okuyunca ilk aklıma gelen bu oldu:
“Ay, kadının evine hep birlikte göz mü değdirdik?”
Temmuz ayında bir röportajda “Yalı hayatı korkunç” demişti.
Borular patlıyormuş, sürekli bir sorun çıkıyormuş...
Ben de o sözlerinden yola çıkarak bir yazı yazmış, dışarıdan imrendiğimiz hayatların içeride aynı derecede mutluluk getirmeyebileceğini anlatmıştım.
Tabii “Ben o derde talibim abla” diyenler de olmuştu.
Buyurunuz!
Röportajın üzerinden daha 3 ay bile geçmedi.
Şak!
Bu kez boru patlamadı.
Yalının rıhtımına vapur çarptı.
Önce yalının önünde bağlı bulunan yata, ardından rıhtıma ve bahçeye...
Çocukları da evdeymiş. Yaşadıkları korkuyu düşünün.
Mermerci, “Verilmiş sadakamız varmış” demiş.
Çok geçmiş olsun.
Aynı röportajda yalı hayatının tek avantajının tekneyle karşıya geçmek, İstanbul trafiğinden kurtulmak olduğunu da anlatmıştı.
Eh...
Siz İstanbul trafiğinden kaçıyorsunuz.
Boğaz trafiği gelip sizi buluyor işte.
Kadın, “Kimse imrenmesin” diye boşuna söylememiş meğer.
Derin Hanım, siz bir kurşun döktürün.
Biz de bundan sonra Boğaz’dan geçerken bir “maşallah” diyelim bence.