AH ADANA! GÜNEŞLE ATIŞIR AMA YILDIZLARA UZANIRSIN
ADANA’nın gökyüzüyle ilişkisi biraz karışık.
Güneşle kavgalı, yıldızlarla arası iyi.
Bugünlerde ise ilginç bir haberle gündemde.
Adana doğumlu NASA astronotu Deniz Burnham, uzaya gitmeye hazırlanıyor.
İncirlik’te doğmuş. Annesi Türk, babası Amerikalı.
Anneannesi Eceabatlı, dedesi Afyonkarahisarlı.
Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki ilk görevi için eğitim görüyor.
Ve diyor ki:
“Uzaydan anneannemle dedeme, Adanalı hemşerilerime ve bütün dünyaya el sallayacağım.”
Bayıldım!
Bütün dünya biraz beklesin.
Önce anneanne, dede ve Adana!
Ah Adana, sen nelere kadirsin!
Sırtını Toroslara yaslamış, önüne Çukurova’nın bereketini sermişsin.
Pamuğun beyazı, toprağın sıcağı ve alın teri.
Türküler, romanlar, filmler...
O koca ovada ne hikâyeler yetiştirmişsin!
Bizse seni bazen bir kebaba, bazen bir üçüncü sayfa haberine, bazen de güneşe kafa tutan o meşhur hikâyelere sığdırıyoruz.
Ve fakat sen her seferinde taşıyorsun o çerçeveden.
Demek “Adanalıyık” derken aslında bir adres belirtmiyor, bir tavır koyuyormuş Adanalılar.
Gururunu, mizahını, dünyaya kafa tutma hâlini de katıyorlarmış o kelimeye.
Anlayacağınız, soyadın Burnham olabilir.
NASA’da çalışabilirsin.
Uzaya da gidebilirsin.
Ama selam listesinde Adana varsa, orası hâlâ memleketindir.
Hemşerilik böyle bir şey işte. Dünyadan uzaklaşırken bile insanı bir yere bağlıyor.
Ey Adana!
Güneşle arandaki meseleyi çözemedik ama...
Artık uzayda bir tanıdığın var!
Gurur duy.