Yapılan bilimsel çalışmalarda Frank çizgisinin damar sertliği riskini artırma oranı yalnızca 1.3 civarında bulunmuştur. Yaş ilerledikçe hem kulak memesindeki çizginin belirginleştiği hem de damar sertliğinin arttığı bilinmektedir. Dolayısıyla buradan yola çıkarak “Kulak memesinde çizgi olanlarda kalp krizi riski artıyor” şeklinde bir algı yaratmak kesinlikle doğru bir yaklaşım değildir. Yukarıdaki oranlarla karşılaştırıldığında; asıl sağlığımızı tehdit eden ve damar sertliğine yol açan unsurların klasik risk faktörleri olduğu net bir şekilde görülür. Bu faktörler bir araya geldiğinde ise damar sertliğine bağlı hayati risk katlanarak artar. Yani bu risk faktörlerinden ne kadar çoğuna sahipsek ve bunlara ne kadar uzun süre maruz kalıyorsak risk o derece yükselir. Burada “maruz kalınan süre” hayati bir kavramdır. Örneğin, 30 yıl boyunca günde 1 paket sigara içmekle, 10 yıl boyunca günde yarım paket içmek arasında damar sertliği gelişimi açısından ciddi fark vardır. Benzer durum kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve hipertansiyon için de geçerlidir. Zamanında tanı koyar ve hipertansiyonu kontrol altına alırsak damar sertliği riskini büyük ölçüde bertaraf edebiliriz. Aynı şekilde diyabet ve kolesterol yüksekliğini geç kalmadan saptayıp tedaviye başladığımızda damarlarımızı etkili bir biçimde korumuş oluruz. Bu nedenle 40 yaşını geçen her bireyin mutlaka kardiyolojik muayeneden geçmesi ve hekiminin önerileri doğrultusunda düzenli kontrollerini sürdürmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki kalp ve damar hastalıkları, uygun yaşam tarzı değişiklikleri ve mevcut risk faktörlerinin zamanında tedavisiyle çok büyük oranda önlenebilir.🤫