‘ŞAKA’ DEYİP GEÇMEYİN
Armağan’ın özellikle altını çizdiği nokta şu: Tek bir davranıştan yola çıkarak hiçbir çocuğa “potansiyel saldırgan” etiketi yapıştırılamaz. Önemli olan kritik belirtilerin bir araya gelmesi, süreklilik göstermesi ve giderek şiddetlenmesi. Armağan, “Şaka yaptı deyip geçmeyin” diyor ve ‘kritik belirtiler’in neler olabileceğini şöyle sıralıyor: “Bir çocuk okula gelip ‘Hepinizi vuracağım’, ‘Burayı patlatacağım’ gibi laflar ediyor ya da bir arkadaşına zarar vereceğini söylüyorsa, bunu yalnızca anlık bir öfkeye bağlamamak veya kötü bir şaka olarak kabul edip geçmemek gerekiyor. Uzmanların “bilgi sızdırma” dediği bir durum var. Çocuk saldırı düşüncesini açıkça söylemese bile arkadaşlarıyla konuşurken, yazdığı ödevlerde veya sosyal medya paylaşımlarında niyetine ilişkin ipuçları verebiliyor. Hatta bazen bazı arkadaşlarını “Yarın okula gelme” diye uyardığı bile oluyor. Bunların hiçbiri tek başına o çocuğun saldırı gerçekleştireceği anlamına gelmiyor. Ama “Bu çocuk bize ne anlatmaya çalışıyor?” dememiz için yeterli işaretler.
BU İŞARETLERE DİKKAT
Bir işaret de şiddet uygulayan kişilere duyulan aşırı hayranlık. Öğrenci bir olayı merak edip onu araştırabilir, ancak saldırganı kahraman olarak görüyorsa, şiddeti “haklı” bulma eğilimindeyse, bu belirtilere dikkat etmeli. Ancak aradaki hassas çizgi önemli. Karanlık olaylara merak duyan, farklı giyinen veya sert içerikler izleyen her çocuk veya ergeni potansiyel saldırgan olarak potansiyel olarak değerlendirirsek bu durumda da onları anlamak yerine damgalamış oluruz.
Dr. İpek Coşkun Armağan