PEKİ BARDAĞIMIZI NEYLE DOLDURALIM?
Şekerli içecekleri azaltmak kulağa kolay gelse de alışkanlıklar söz konusu olduğunda iş biraz daha farklı. Özellikle yemekle birlikte mutlaka gazlı içecek içmeye, gün içinde hazır kahve tüketmeye ya da susadığımızda meyve aromalı içeceklere yönelmeye alıştıysak, yalnızca “içme” demek yeterli olmayabiliyor. Bunun yerine daha ulaşılabilir alternatifler oluşturmak çok daha sürdürülebilir. Mesela su, günlük sıvı ihtiyacını karşılamak için en temel seçenek. Suyun tadını yavan bulanlar, içine limon, salatalık veya taze meyve parçaları ekleyebilir. Şekersiz çay ve kahve de uygun seçenekler arasındadır. Sade maden suyu veya ayran özellikle gazlı içecek alışkanlığından uzaklaşmaya çalışanlar için iyi bir alternatif olabilir. Süt ve ilave şeker içermeyen süt alternatifleri de besin değeri açısından seçenekler arasında yer alıyor. Meyve suyu konusunda ise “meyveden yapılıyor” düşüncesiyle sınırsız tüketmek doğru değildir. Çünkü meyve suyunun içinde doğal olarak bulunan serbest şekerin de sınırlandırılması gerekir.
SAĞLIK İÇİN BÜYÜK DEĞİŞİMLER KÜÇÜK YUDUMLARLA BAŞLIYOR
Şekerli içeceklerle ilgili bu yeni araştırmayı bir korku başlığı olarak değil, günlük alışkanlıklarımızı yeniden değerlendirmek için bir fırsat olarak görmek daha doğru. Çünkü elimizdeki veriler henüz “şekerli içecek mide kanserine neden olur” demiyor, fakat bu içeceklerin sık tüketiminin sağlığımız açısından zaten pek çok nedenle iyi bir tercih olmadığını biliyoruz. Mide kanserinden korunma söz konusu olduğunda ise tek bir yiyeceğe veya içeceğe odaklanmak yerine sağlıklı kiloyu korumak, sigaradan uzak durmak, alkol tüketimini sınırlamak, tuzla korunmuş gıdaları azaltmak ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak daha anlamlı bir yaklaşımdır. Çünkü sağlıklı yaşam çoğu zaman tek bir büyük karardan değil, her gün tekrar ettiğimiz küçük seçimlerden oluşur.