ANADOLU’DA NE YENİR NE İÇİLİRDİ
Anadolu’nun en kadim yeme-içme alışkanlıkları nelermiş? Öney: “Tarımdan önce avlıyor veya toplayıcılık var. Avı ateşte çeviriyor veya közde pişiriyor. Yabani buğday, tohum veya meyve toplanıyor. Karain Mağarası gibi prehistorik arkeoloji çalışmalarının yapıldığı alanlardaki buluntularda mağara insanı yiyecekleri araştırıldı. Buğday hemen ekmeğe çevrilmedi, lapa ve bulgur olarak tane olarak tüketildi. İlk ekmekler de mayasız yassı fırınsız, kızdırılmış taş üzerinde yapılan ekmeklerdi. Bilinen ilk pişmiş ekmek Eskişehir’de Küllüoba’da bulundu. Kral Midas’ın cenaze yemeği bir mercimek yahnisiydi; bugün de bize aşina çünkü mercimek Anadolu’nun yerel ürünlerinden biri. Mercimek ve nohut Anadolu’nun bakliyatları. Pişirme biçimleri çok değişmemiş. Buğday aynı zamanda kavurma olarak kışlık eğlencelik yenmiş. Meyve kuruları, pekmez, sarımsak, soğan, anason, kimyon hep var.”
KAHVE 1554’TE GELDİ
Anadolu’ya gelen giden de çok olmuş: “Anadolu mutfağı kat kat lahana gibi. Doğu Akdeniz’in Osmanlı denizine dönüşmesiyle İstanbul limanına her şey geliyor. Örneğin kahve 1554’te bu şekilde geliyor ve İstanbul’dan dünyaya yayılıyor. Baharatlar Bizans döneminde gelmeye başlamış ama Osmanlı’da da kullanıldıklarını görüyoruz. Tarçın ve karabiber ilk defa Bizans döneminde İstanbul’a geliyor ve Osmanlı mutfağı da bu baharatları çeşitlendiriyor.”
SENE 1974 - Sevgi Soysal ile🥰